0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
22
Okunma

Bir zamanlar çatımız altında birleşen illere,
Şimdi nifak tohumu, nefret besler gönüller.
Dün ecdadın at koşturup adalet ektiği o yurt,
Bugün öz kardeşine sırtını dönüyor neden.
Avrupa’nın parıltısı kör etti gözlerini,
Unuttu bu taze kan, kendi öz mazisini.
Yıllarca dünya,ya nizam milletin torunları.
Şimdi batınım kapısında merhamet mi bekler?
Hangi ara soğudu bağrındaki bu ateş?
Uzak diyarlara kul, öz kardeşine üvey!
Arap çöllerinde, tarihin gölgesinde,
Birlikte direndiğimiz o eski siperde;
Şimdi nefret soluyan bir nesil türedi bak,
Sanki o büyük mazi, tarih değil de bir yük!
Kendi kökünü kesen dal meyve verir mi sanır?
Elin sofrasından beslenen elbet kul kalır!
Garbın kokuşmuş suruna sevdalanmış zihinler,
Ne Kudüs’ün ahını, ne Şam’ı duyar, dinler...
Hayaloğlu der ki; kalk ey ulu sancak!
Bu gaflet uykusu sonsuz değil, bitecek.
Garbın sahte ışığı söndüğü an geceye,
Türk’ün kutlu eliyle doğacak güneş ufuktan,
İslam’ın gür sedası göklere yükselecek!
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.