0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
32
Okunma
Dumanı tüter ince belli bardağın,
Açık havada, göğün en mavi anındayız.
Ne bir masa eksik ne bir dost fazla,
Çay ocağının o samimi sıcağındayız.
Güneş vurmuş sokağın en neşeli köşesine,
Semaverin o tatlı, hışırtılı sesine.
Bırakmışız tüm tasaları rüzgâra,
Daldıkça dalmışız dostun sohbetine.
Ne tavşan kanı renkler gizlidir o camda,
Yudum yudum huzur var bu sabahta.
Ne dert kalır ne gam şu fani dünyada,
Çaylar demli, muhabbetimiz gönülden oldukça!
Gökyüzü alabildiğine geniş,
Altımızda eski bir ahşap tabure.
Çay ocağının tanıdık kokusu yayılırken sokağa,
Dostun yüzündeki o samimi tebessüm
Yeter içimizi ısıtmaya.
İnce belli bardaklar dizilir masaya,
Tavşan kanı bir kızıllık süzülür camdan.
Kaşık sesleri karışır rüzgârın şarkısına,
Her çınlamada bir parça dert eksilir
Şu yalan dünyadan.
Semaver tütüyor usulca köşede,
Buharı göğe yükselen bir özgürlük gibi.
Açık havanın o keskin, temiz nefesinde
Yudum yudum demleniyor ömrümüz,
Bir çay ocağı sessizliğinde.
Burada zaman akmaz, durur öylece,
Ne saatin tıkırtısı duyulur ne şehrin gürültüsü.
Sadece dostun sesi yankılanır boşlukta,
Bir de sevgiyle yapılmış demli çayın
O vazgeçilmez büyüsü.
Gözlerin içine bakarak konuşulur burada,
Laf dolandırılmaz, yürekten gelir her hece.
Bazen bir suskunluk kaplar masayı,
Ama bilirsin ki o sessizlik bile
Anlatır her şeyi kendince.
Çaylar tazelenir, sohbet derinleşir,
Günün yorgunluğu uçup gider gökyüzüne.
Bir dost, bir bardak demli çay ve açık hava;
İşte hayatın en güzel, en sade şiiri
Yazılır insanın tam kalbine.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.