0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
48
Okunma
Sessiz bir beldeye düştü yolumuz,
Ağaçlar boy bükmüş, yapraklar durgun.
Burada son bulur hayat, yolumuz,
Rüzgâr usul eser, fırtına yorgun.
Taşlara kazınmış isimler, yaşlar,
Bir vakit bu yoldan geçen o başlar.
Toprağa karışmış gözdeki yaşlar,
Devran böyle imiş, ecel de hakmış.
Ne makam sahibi, ne malın adı,
Silinmiş dünyanın lezzeti, tadı.
Sustu feryatlar, gitme vaktiydi,
Bir beyaz kefenmiş meğer muradı.
Sıralı selviler nöbet bekliyor,
Giden her yolcuya elveda diyor.
Toprak kucağını açmış gözlüyor,
Dün adım atandan eser yok şimdi.
Kimi genç çağında düşmüş toprağa,
Kimi dayanamamış kuru yaprağa.
Sığınmış herkes o son durağa,
Gurbetin son ucu burası meğer.
Dualar yükselir Fatiha ile,
Sözler kifayetsiz, dökülmez dile.
Dünya bir gölgelik, çekilen çile,
Amelden gayrısı yalanmış meğer.
Hayaloğlu der ki ibret al baştan,
Akıl kâr eylemez gözdeki yaştan.
Bir gün adın yazılır o soğuk taşa,
Gözünü açarsın, vakit daralmış.
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.