3
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
60
Okunma
Ben büyüdüm sanıyorlar.
Boyum uzadı,
sesim değişti,
kendi kararlarımı vermeyi öğrendim.
Bazen güçlü görünüyorum,
bazen kimseye ihtiyacım yokmuş gibi davranıyorum.
Ama sen biliyorsun.
Ben hâlâ
gecenin bir yarısı korktuğunda
annesini arayan o çocuğum.
Hâlâ canım yandığında
ilk aklıma gelen sensin.
Hâlâ güzel bir şey olduğunda
onu sana anlatmak istiyorum.
Hâlâ kötü bir günün sonunda
senin sesini duyunca
içimde bir şeyler sakinleşiyor.
Çünkü sen benim için
sadece annem değilsin.
Sen evimsin.
Dünyanın neresine gidersem gideyim,
kaç yaşına gelirsem geleyim,
hangi kapılardan geçersem geçeyim
senin olduğun yer
benim dönebileceğim tek yer gibi geliyor.
Bazen düşünüyorum da,
insan annesinin değerini
kaç yaşında gerçekten anlıyor?
Belki de hiçbir zaman.
Çünkü senin sevgin
öyle bir şey ki,
ben alışmışım.
Sabah uyandığımda
sesini duymaya,
evde olduğunu bilmeye,
bir şey olduğunda sana koşmaya,
senin “geçer” demene…
Ben bütün hayatımı
senin varlığını bilerek kurmuşum.
Bu yüzden
bir gün olmayacağını düşünmek bile
içimi paramparça ediyor.
Annem,
ne olur beni yalnız bırakma.
Ben senden
sonsuzluk istemiyorum.
Sadece
biraz daha kal.
Biraz daha sabahları
sesini duyayım.
Biraz daha akşamları
aynı evin içinde
senin nefes aldığını bileyim.
Biraz daha
“Yemek yedin mi?” diye sor bana.
Biraz daha
üstüme kız.
Biraz daha
bana çocukmuşum gibi davran.
Çünkü dünyanın geri kalanı
benden büyümemi beklerken
senin yanında
çocuk kalabilmek
bana iyi geliyor.
Hatırlıyor musun anne?
Ben küçükken
karanlıktan korkardım.
Sen yanımdayken
karanlık bile korkutmazdı beni.
Bir ses duyduğumda
senin yanına gelirdim.
Sen de hiçbir şey olmamış gibi
“Uyu, ben buradayım” derdin.
Belki senin için
küçücük bir cümleydi bu.
Ama benim için
bütün dünyanın güvende olmasıydı.
Şimdi yıllar geçti.
Karanlıklardan korkmuyorum belki,
ama hayatın kendisinden korktuğum zamanlar oluyor.
İnsanlardan,
ayrılıklardan,
kaybetmekten,
yarınlardan…
Ve o zaman
yine aynı cümleyi duymak istiyorum:
“Ben buradayım.”
Çünkü sen söylediğinde
dünyanın bütün gürültüsü susuyor.
Annem,
Senin ellerin
benim çocukluğumun elleri.
Beni tuttuğun eller.
Düştüğümde kaldıran,
ağladığımda yüzümü silen,
hastalandığımda başımda bekleyen,
korktuğumda bana sarılan eller.
Belki zaman
o elleri biraz değiştirecek.
Belki saçlarına beyazlar düşecek.
Belki yüzünde yılların izleri olacak.
Ama benim gözümde
sen yine aynı kadın olacaksın.
Çocukluğumun annesi.
Güvenliğim.
Sığınağım.
Evim.
Bir gün ben senden uzaklara gidersem,
bil ki seni unutmuş olmayacağım.
Bir gün kendi evimi kurarsam,
bil ki senin evindeki sıcaklığı arayacağım.
Bir gün çok büyürsem,
bil ki içimde
senin kucağına sığan o çocuk
hep yaşayacak.
Ve bir gün
hayat beni çok yorarsa,
kimseye anlatamadığım şeyleri
yine sana anlatmak isteyeceğim.
Çünkü bazı insanlar
insanın hayatına girer ve çıkar.
Bazıları gelir,
birkaç yıl kalır,
sonra anı olur.
Ama anne…
Sen anı olamazsın.
Sen benim hayatımın
başlangıcısın.
Benim ilk kelimemsin.
İlk sevgimsin.
İlk güvenimsin.
İlk evimsin.
O yüzden
senden her zaman
aynı şeyi isteyeceğim:
Beni yalnız bırakma.
Ben güçlü görünürsem aldanma.
Gülersem
her şey yolunda sanma.
Bazen sadece
yanıma otur.
Hiçbir şey söyleme.
Elimi tut.
Ben zaten anlarım.
Çünkü senin yanında
sessizlik bile konuşuyor.
Annem,
Hayat sana ne kadar yıl verirse versin,
ben o yılların hepsinde
senin yanında olmak istiyorum.
Sen yaşlanırken
ben yanında olayım.
Sen yorulurken
ben elini tutayım.
Sen üşürken
ben üstünü örteyim.
Çocukken sen beni korudun,
büyüyünce ben seni korumak istiyorum.
Ama ne olur
bana biraz zaman ver.
Çünkü ben seni kaybetmeye
hazır değilim.
Belki hiçbir zaman hazır olmayacağım.
İnsan annesine
“gitmeye hazırlan” diyemiyor.
Çünkü insanın içinde
annesi için hep bir çocukluk var.
Ve o çocuk
annesinin sonsuza kadar yanında kalacağına inanmak istiyor.
Ben de inanmak istiyorum.
Sabah olduğunda
sen yine orada ol.
Akşam olduğunda
sesini duyayım.
Bir gün kapı açıldığında
“geldin mi?” diye seslen.
Ben de sana
“geldim anne” diyeyim.
Bütün istediğim bu.
Büyük hayaller değil.
Zenginlik değil.
Şöhret değil.
Dünyanın tamamı bile değil.
Sadece sen.
Bir evin içinde
iki insanın birbirine
“iyi geceler” demesi kadar basit
bir mutluluk istiyorum.
Çünkü artık biliyorum:
İnsan büyüdükçe
dünyanın ne kadar büyük olduğunu değil,
bazı insanların
ne kadar vazgeçilmez olduğunu öğreniyor.
Sen benim için
o vazgeçilmezsin anne.
Ve eğer bir gün
sana söylemeye cesaret edemediğim
tek bir cümle kalırsa,
onu bugün söylemek istiyorum:
Seni çok seviyorum.
Ne olur
beni yalnız bırakma.
Çünkü ben hayata karşı
ne kadar güçlü olursam olayım,
senin yokluğuna karşı
hep küçük bir çocuğum.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.