(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Sultan, Ferman, Destan, Devrân ve Kervan Yapanlar Salonu
Kalburabastî Efendi Hazretleri salona elinde asa, omzunda heybe, arkasında da nereden topladığı bilinmeyen üç deveyi çekerek girdi. Hasan Belek’in Canandır Şiir şiirini okuyup develere baktı: Hasan Bey, şiir diye başladınız; ikinci kıtada sultan oldu, üçüncüde ferman, dördüncüde destan, beşincide devran, altıncıda kervan! Bir kıta daha yazsaydınız şiire gümrük kapısı kuracaktık. Şiir mübarek yerinde iki dakika durmadı!
Ozan Duranoğlu Köşesi’nde Yolcu Yaşar, ilk kıtayı okuyup sırtına çantasını taktı: Bismillah diyerek çıkılan yola / Meyil etmez gönül sağa ve sola... Efendim dümdüz gidecekmişiz. Kalburabastî kaşlarını çattı: Manevî istikametten söz ediyor Yaşar. Yaşar pusulayı gösterdi: Peki Yolculuk bitse de evlada ola diyor. Yolculuk bitince çantayı çocuklara mı bırakıyoruz? Efendi başını salladı: Çantayı değil sözü! Şair şiiri nesilden nesile kalan emanet görüyor. Sen daha ilk kıtada veraset ilamı çıkardın.
Âşık Serdari Köşesi’nde Yangıncı Niyazi, ikinci kıtadaki Gönlümün bağında çağlayan pınar / Aşkın ateşiyle tutuşup yanar dizelerinde iki eline birer kova aldı: Efendim karar verelim. Bağda pınar mı var, yangın mı? Suyu ateşe mi dökeyim, sultanı mı kurtarayım? Kalburabastî kovaları aldı: Hiçbir yere dökme! Tasavvufî şiirde suyla ateş aynı gönülde yaşayabilir. Niyazi şaşırdı: Bizim itfaiye yönetmeliğinde böyle madde yok. Efendi: Zaten sizi belediye çağırmadı Niyazi; Hakk’a talip olan gönül çağırdı. Hortumu topla!
Ozan Avanoğlu Köşesi’nde Haritacı Şaban, üçüncü ve dördüncü kıtaları önüne serdi: Yüce dağları aşıyor, bentleri yıkıyor, ulu ırmak gibi denize akıyor; ardından bâtılı yok ediyor, çileli yollara destan oluyor. Efendim bu şiirin ruhsatı var mı? Kalburabastî şaşırdı: Ne ruhsatı? Dağ aşıyor, bent yıkıyor, denize ulaşıyor. Devlet Su İşleri bunu görürse şairden proje ister! Kalburabastî bastonunu kaldırdı: Şaban, şiirin önüne baraj yapma! Hasan Bey burada şiir sözünün engel tanımayan manevî gücünü anlatıyor. Sen biraz daha devam edersen Hakk’ın kelamından aldığı nefese de emisyon ölçümü isteyeceksin!
Ozan Dermani Köşesi’nde Kervancı Mürsel, son iki kıtayı okuyunca dışarıdaki develeri gösterdi: Efendim, önce gönül kuşu Hakk’ın izine düşüyor, sırlar âlemine iniyor; finalde şiir kervana dönüşüyor. Kuşu kervana mı bindireceğiz? Kalburabastî alnını tuttu: Mürsel, şiirin tamamında manevî yolculuk var. Son kıtadaki kervan da sözün gönülden gönüle taşınmasıdır. Mürsel tekrar sordu: Kaç deve? MÜRSEL! Yükümüz ne? Kelam! Menzil? Gönül! Konaklama? Kalburabastî bastonunu kapıya doğrulttu: Senin konaklama yerin birazdan salonun dışı!
Kalburabastî Efendi şiiri kapatıp hükmünü verdi: Hasan Belek şiiri yalnız estetik bir söz olarak değil; iman, aşk, irfan, hakikat ve gönül arasında yol alan manevî bir emanet olarak kurmuş. Can, sultan, ferman, destan, devran ve kervan benzetmeleri aynı düşünceyi büyütüyor: Şiir, insanın içinde doğup başka gönüllere yürüyen sözdür. Kul Hasan mahlasıyla yapılan son bağlama da şiirin âşık geleneğiyle bağını kuvvetlendiriyor.
Dışarıdan bir deve böğürdü.
Kalburabastî sustu.
Kervancı Mürsel:
Efendim, kervan hareket istiyor.
Nereye gidecek?
Gönülden gönüle.
Yol parası?
Yok.
Mazot?
Yok.
Şoför?
Yok.
Kalburabastî develere baktı:
Hasan Bey şiirin en güzel tarafını bulmuş Mürsel.
Nedir efendim?
Altı kıtadır dağ aşıyor, bent yıkıyor, ırmak geçiyor, karanlıkla savaşıyor, sırlar âlemine dalıyor, kervan olup yola çıkıyor...
Evet?
BİR KURUŞ YAKIT YAKMIYOR! Şu devirde şiirden ekonomik ulaşım aracı mı var?
Sonra asasını omzuna attı:
Haydi kervancı! Develeri çıkar. Hasan Bey bir kıta daha yazmadan gidin. Yoksa şiiri hac yoluna sokar, siz de üç ay sonra dönersiniz!
Özün sözü budur. Vesselam.
Gönülden doğan şiirin menzili yine gönüldür. Hakikatin yükünü taşıyan söz, yol uzadıkça eskimez; kervan büyütür.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri – Celil ÇINKIR / Delibal
Şiiri yalnızca bir söz sanatı değil, Hakk’a uzanan bir yol ve gönüller arasında kurulan manevi bir köprü olarak ele almışsınız. “Karanlık düşmana fermandır şiir” ve “Ruhumu kuşatan kervandır şiir” dizeleri, şiire güçlü bir irfan ve tasavvuf iklimi katıyor. Baştan sona inanç, aşk ve teslimiyetle örülmüş, samimi ve derin bir çalışma. Kaleminize ve gönlünüze sağlık.
Şiiri en güzel ve anlamlı duygularla harika ifade eden yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler üstadım. En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla. Esenlikler ve şiir dolu günler dileğiyle 💐🤗
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.