Çamda kozan, oyun bozan, baharda ozan Ne güzel zan, kalem yazan, hüsnüzan Kurtsuz koyun, sessiz boyun, kötüye oyun Söyletme soyun, ağadan oyun, tıksırıp doyun
Yalnız odam, güzelden bir dam, eylesin adam Söyletme madam, bekleten kadem, var olsun bu gam Güzelden görünen, nice sürünen, yarınla örünen Şad olma kör ile, dar olma gör ile, var olma sör ile
Bir güzel Leman, geçiyor zaman, üstüne aman Deme sen yaman, kırkında saman, söz ile kaman Aşk ile yanan, bitmeyen canan, arsızlık sanan Her söze kanan, geçmişi anan, kendine soran
Paylaş:
8 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Andırın Kültür Havzası Şiir Anlama ve Dinleme Merkezi
Kafiye Bolluğu, Kelime Cambazlığı ve Dil Dolanması Kliniği
Kalburabastî Efendi Hazretleri meşhur fötr şapkası, uzun cübbesi ve bastonuyla salona girdi. Bu defa yanında bir dil terapisti ile yedek çene getirmişti. Sayın Azerz’in Resital adlı şiirini okuyacağız, dedi. Çamda kozan, oyun bozan, baharda ozan diye başladı; hüsnüzan, koyun, boyun, oyun derken hızlandı; odam, dam, adam, madam, kadem, gam bölümünde dili bir ara viraja geniş girdi. Leman, zaman, aman, yaman, saman derken bastonunu kaldırdı. Yeter! Şair şiir yazmamış, Türkçeye slalom parkuru kurmuş. Bir kıta daha olsaydı dilimi düğümleyip Kulak Burun Boğaza sevk edecektiniz.
Ozan Kamber Şahin Köşesi’nden Haceli Dayı önündeki kelimeleri saymaya başladı. Ben şiirde kafiyeyi bilirdim ama Azerz işi toptancılığa çevirmiş. Biz bir uyak bulunca kıtanın sonuna koyarız, adam bulduğu bütün uyakları aynı kamyona yüklemiş. Çamda kozan, oyun bozan, baharda ozan... Daha ilk dizede üç kafiyeyi harcamış. Evladım birazını yarına bıraksaydın. Memlekette kafiye kıtlığı çıkarsa bunun müsebbibi belli. Türk Dil Kurumu yarın stokçuluk baskını yaparsa şaşırma.
Ozan Avanoğlu Köşesi’nden Berber Hakkı tarağı eline alıp ritim tuttu. Yalnız odam, güzelden bir dam, eylesin adam, söyletme madam... Ben burayı okuyunca şiirden çıktım, Yeşilçam filmine girdim. Madam bekliyor, adam geliyor, gam zaten kapıda nöbetçi. Ardından Şad olma kör ile, dar olma gör ile, var olma sör ile geliyor. Şair burada Türkçeyi öyle bir yoğurmuş ki hamurun hangi tarafından börek çıkacağını kestiremiyorsun. Fakat kabul edelim, ses örgüsü kuvvetli. Anlam bazen arka koltuğa geçmiş ama kafiye direksiyona oturmuş, Kornaya basmayın, yolu ben biliyorum diye gidiyor.
Beşbucaklı Hacı Ahmet Ağa Köşesi’nden Emine Nine son kıtayı tekrar okudu. Bir güzel Leman, geçiyor zaman, üstüne aman... Kız Leman’ın bu kadar olaydan haberi var mı acaba? Kadıncağız şiirde yürüyüp geçmiş, arkasından zaman, aman, yaman, saman, kaman, yanan, canan, sanan, kanan, anan, soran dizilmiş. Leman dönüp arkasına baksa mahalle komple geliyor sanacak. Hele kırkında saman ne demek onu çözemedim. Kırkından sonra insanın saçına ak düşer diye biliyordum, Azerz saman düşürmüş. RUSAMER’in dermatoloji bölümü bunu ayrıca incelesin.
Kalburabastî Efendi Hazretleri yedek çeneyi masaya bırakıp dosyayı kapattı. Resital, anlamdan çok ses çağrışımları, iç uyaklar ve kelimelerin birbirini çekmesi üzerine kurulmuş deneysel bir söyleyiş taşıyor. Kozan, bozan, ozan, zan; koyun, boyun, oyun; odam, dam, adam, madam; Leman, zaman, aman, yaman dizileri şiirin gerçekten de başlığındaki gibi bir ses resitaline dönüşmesini sağlıyor. Yer yer anlam bağlantısı gevşiyor; fakat zaten şiirin oyun alanı da burada başlıyor. RUSAMER teşhisi kesindir: Hastamızda akut kafiye taşması ve ileri derecede kelime sektirme kabiliyeti vardır. Tedavi için uyak kullanımını günde üç adede düşürmeyi düşündük, hasta kabul etmedi. Biz de serbest bıraktık. Yalnız Azerz’e rica ediyoruz: Bir sonraki şiirde bütün kafiyeleri tüketmesin. Maraş’ta daha şiir yazacak adam var. Böyle giderse bize ay sonuna kadar uyak kalmayacak; şairler belediyeden karneyle kafiye almaya başlayacak. Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR – Delibal
TESADÜFEN SAYFANIZA MİSAFİR OLDUM...! ŞİİRİNİZDEKİ USTALIK VE KALEM OYNATMA...ÖZ TÜRKÇENİZ , YALIN ANLATIMLA DOLU ESPRİLİ ŞİİRİNİZİ HEYECANLA OKUDUM VE GIPTA ETTİM OZANIM . ŞİİR RİTMİNİZ O KADAR GÜZEL VE ŞAŞIRTICI Kİ , KELİME ZENGİNİ..ÜSTADIM. RESİTAL..ŞİİRİNİZ EDEBİYATTA ÖRNEK ALINACAK , DERS OLARAK OKUTULACAK BİR ŞİİR ...! AYAĞA KALK SAKARYA GİBİ...! NECİP-FAZILA SELAM OLSUN .SAYGI VE SEVGİLERİMLE .
Kutlarım değerli kalemi ve eserini Güzeldi eser her zaman ki tat ve deminde Biz de okuduk ve kutladık yürekten Nice güzel şiirlerde buluşmak dileklerimle Sonsuzluğun sahibine emanet olasın, sağlıcakla kalasın
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.