0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
313
Okunma

Hey arkadaş!
Önce kendinle yüzleş bir kere,
Sonra çevreye bak, dön yine kendine.
Arasatta kalmış bir ömür böyle,
Ne şiir yetiyor, ne roman hevesine.
Çocukluğum bakar bugünkü halime,
Ben bakarım kayıp gençliğime.
Gözlerimiz birbirini arar çaresiz,
"İz kaldı mı?" der o eski günlere.
Çok mu aykırıydım, çok mu göründüm?
Onların kalıbına uymadım da mı?
Büyümeyen çocuk kaldım kendimce,
Sözümü kestiler, anlamadım da mı?
Ağustos böceği gibi yaşamak istedim,
İki ay düzgün, tertemiz solumak.
Sordum, susturdular, güldüler üstüme,
"Ne saklıyorsunuz?" dedim, durdum.
Yerlerinden kalkmazlardı sanki,
Ağız birliği etmiş biatlı gibi.
Yarına kör, bugüne sağırdılar,
Anladım ki gençliğimi çalmışlar hırsız gibi.
Karanlıklarına daldım gördüm hepsini,
İyi görünümlü maskeler düşüyordu.
Korkularını güçle bastırırlarken,
Her şey yarım yamalak kopuyordu.
Bir şeye tutunmuşlardı hepsi birden,
O koparsa hepsi düşecekti.
Ben kaldım çentiksiz bir gençlikle,
Yaşamadan büyüyen bir çocuk gibi.
Şimdi cambazhanemdeyim çocukluğumun,
Dama, cüz, satranç, beştaş oynuyorum.
Erik altında, dutun gölgesinde,
Salkım söğüt beni saklıyor, seviniyorum.
Tarla kuşları pır diye geçiyor,
Ama gençliğim geçmiyor buralardan.
Gece bekçi düdüğü, yıldız ve ay,
Ağustos böceği ahenk katıyor anlara.
Grup çay içer, sessizce gülerken,
Ben o anda en çok mutlu oluyorum.
Yıllar sonra ilk kez duygulandım,
"Belki biraz yaşarım" diye umuyorum.
Hayatlar komedi olmuş, acıya sağır,
Parası yok derler düğün dernek gırla.
Yine büyüyemedim, yine çocuğum ben,
Bir ağaç ararım, her yer yangın yeri.
Ağlayan çocuğum ben, içim düğüm düğüm,
Nasıl anlatayım bu yangını kelimelerle?
Çentiksiz gençliğe özlemim büyük,
Tut ellerimden, dönelim o güzel günlere.
Dinçer Dayı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.