16
Yorum
26
Beğeni
5,0
Puan
148
Okunma
Ey gönül...
Yaş oldu bilmem kaça.
Saçlarına ak düştü,
yıllar omuzlarına yük oldu.
Nice gurbet sabahları geçti üzerinden,
ama sen...
bir avuç toprağın kokusuna
doyamadın mı?
Her bahar yeniden çağırıyor seni.
Her rüzgâr, çocukluğunun sesini getiriyor.
Bir kuş kanadında memleket,
bir bulut gölgesinde köyün beliriyor.
Ne yana baksan
yüreğinin yolu yine oraya çıkıyor.
Hani Göydağımız vardı...
Adına Âşık Tosun’un türküler yaktığı.
Hani Cambaz’ın serin yaylası,
çiçeği koklayan rüzgârı,
bulutlara komşu tepeleri...
Hani Akçakale...
Hani Doğruyol...
Hani Kakac’ı...
Nerede şimdi o bildik sesler,
o tanıdık yollar,
o selamı sıcak insanlar?
Hani Ofçes...
Dağlarında bin bir çeşit çiçek açan,
otları yaraya merhem olan,
kokusuyla insanın içine bahar dolduran.
Hani buz gibi akan Karaçıngıl’ın suyu?
Avuç avuç içtiğimiz,
yüzümüzü yıkayıp coştuğumuz o pınarlar...
Hani çayırlar?
Hani meralar?
Sürülerin yankısıyla şenlenen yamaçlar...
Hani Çıldır’ım,
kışın billur gibi donan,
baharla yeniden nefes alan gölü?
İçinde bin bir çeşit balığı saklayan,
gökyüzünü bağrında taşıyan o mavi cennet...
Hani tarlalar?
Yemliği, kımısı,
başakların rüzgârla söylediği türküler...
Ekin biçerken alnından süzülen ter,
toprağa düşen her damlada
helal lokmanın bereketi...
Şimdi uzaklardayız...
Yollar uzadı,
ömür kısaldı.
Dönsek bile
çocukluğumuz koşup gelmeyecek ardımızdan.
Ey gönül...
Yıllar seni ihtiyarlattı ama
memleket sevdanı eksiltemedi.
İşte geldik, gidiyoruz...
Bir ömür avuçlarımızdan su gibi aktı.
Ne gurbet bitti,
ne hasret dindi.
Soruyorum sana ey gönül...
Dağına, taşına...
Yaylasına, merasına...
Berrak suyuna, serin pınarına...
Çiçeğine, otuna...
Kuşuna, balığına...
Toprağına, insanına...
Söyle...
Bunca güzelliğe,
bunca hatıraya,
o cennet vatana...
Doyamadın mı?..
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (24)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.