0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
107
Okunma
Başım göğe açılan bir kovuk,
orman yıkılıyor başıma.
Ben sana tövbe ettim, Ferda;
öyle enginden, öyle zeminden...
yaşanmış ve yaşanacak
bütün duygularımın hemzemininden.
Sis çökünce dağların başına,
canavarların kızıl gözlerini görüyorum.
Çakalların uğultularını
ağaçların çatırtılarını duyuyorum
Üç gün oruç tutacağım;
ruhumu kuyudan çıkaracak bir sicim arıyorum.
Başım gökte bir kovuk, Ferda;
tırmanarak geleceğim.
Gözlerinden sonra hiçbir denize bakamadım,
hiçbir bahara çıkamadım.
Uçsuz bucaksız bir geceydi gözlerin;
gözlerimi hiçbir nurla yıkayamadım.
Herkes yürüdüğümü sandı,
herkes yaşadığımı sandı.
Oysa zaman, her defasında ölümü besteledi;
ben en hüzünlü notalarla geleceğim.
Bir dilek tutacağım, Ferda.
Kırılmış fay hatlarından merdivenler,
tufanlardan sarkaçlar dileyeceğim.
Bir ankanın sırtından ineceğim,
geleceğim.
Kâh guruba müptela olacağım,
kâh güruhu istila edeceğim.
Hendekler kazacağım aşkın civarına,
Zemzem’le yıkayacağım bedenimi, Ferda.
Tırnaklarımla kazacağım mezarımı...
Ölümün içinden geçeceğim
geleceğim...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.