2
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
41
Okunma
Kaç yıl geçmiş aradan,
Seni bu kapının eşiğinde yazmayalı...
Kaç ömür feda etmişiz bu sessiz nöbete,
Kaç hayat geçmiş üstümüzden, haberimiz olmadan.
Kaç yabancı limanda, kaç eğreti aşkta kaybolmuşuz da,
Yaralı bir melodi çalındığında kulağımıza,
O eski hatıralara yeniden aşık olmuş kalbimiz.
Kaç sağanak silip süpürmüş ayak izlerimizi,
Kaç yağmurda ıslanmışız sırılsıklam ve yalnız.
Sonra ansızın gelen o kadim toprak kokusunda,
Sanki zaman hiç akmamış gibi,
Yeniden özlemişiz birbirimizde tenimizi.
Sanki ruhumuz o toprakta, o ilk damlada mühürlü kalmış.
Bu kapı, rüzgarın ezbere bildiği bir hüzün şimdi,
Ahşabında parmak izlerimiz, eşiğinde yarım kalmış adımlar...
Biz ayrılığın coğrafyasında kaybolurken,
Şarkılar köprü olmuş uçurumlardan uçurumlara.
Kalp, her defasında o köprüden geçip
Sana çıkan yollarda yorulmuş.
Şimdi durup baksak arkamıza
Ne geçen yıllar yabancı ne de bu tanıdık sızı.
Yeniden dokunsak o eski kapının paslı kilidine,
Biliyorum; yine aynı yağmur başlayacak içimizde,
Yine o toprak kokusu, yine o dinmeyen hasret...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.