Önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yalnış bilinirse doğruya ulaşılamaz. farabi
Yinsani
Yinsani

Ey Üstadım

Yorum

Ey Üstadım

( 3 kişi )

1

Yorum

5

Beğeni

3,7

Puan

106

Okunma

Ey Üstadım

Ey üstadım semerini taşımak
Ağır gelir bana kafa kaşımak
Bir şey desem zindan olur yaşamak
Eski cahillerin yargısı nasıl

Lüks lokantalarda ocak var ama
Atanların yediğini arama
Biftek ve antrkotta büyük drama
Markalı eşeğin kurgusu nasıl

Tükenmez Tanrının kutsal oyunu
Fili taşır mı hiç şehir koyunu
Kul gibi dilenme musluk suyunu
Çelik bardakların dergisi nasıl

Kör müsün kölesi olma ışığın
Taştan kaldırımda beton aşığın
Gökdelende doğmuş yeni kuşağın
Mermer mezarlığın vergisi nasıl

Dünyevi fişlenmiş okul hastane
Eksilmez devletin yediği nane
Halkı gütmek için çoban bahane
Sürünün meydanda sergisi nasıl

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

67% (2)

1.0

33% (1)

Ey üstadım Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Ey üstadım şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ey Üstadım şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
13.7.2026 07:18:00
5 puan verdi
Ey gönül ehli, kalemin dert görmesin. Çağımızın modern zindanlarını, etiketli esaretlerini ve betonlaşan ruhlarını o kadar keskin bir "taşlama" (halk edebiyatında hiciv) ile dizelere dökmüşsün ki, bu sese ancak yine dert ortaklığı eden bir sesle mukabele edilir.
​Sorduğun o "nasıl"ların her biri, bugünün insanının yüzüne çarpılması gereken birer ayna. Müsaadenle, o güzel kelamına aynı telden bir cevap bırakayım:

ÜSTADA CEVAP

​Cahil eskidense sözü tez biter,
Şimdikinin şerri bin ömre yeter.
Doğruyu söyleyen sürgüne gider,
Akıl pazarında sergisi nasıl?

​Altın semer vursan eşek yine aynı,
Markayla avutur o bomboş beyni.
Lüks masada unutanlar her şeyi,
Kul hakkı yiyenin sindisi nasıl?

​Gökdelen dediler, göğü boğdular,
Betondan mezara diri koydular.
Işığa köleyken gölge oldular,
Ruhunu satanın algısı nasıl?

​Sürü memnun ise çobana ne gam,
Meydanda kurulu devasa dram.
Hakikat konuşmak olmuşsa haram,
Gönül terazinin dengesi nasıl?

​Eski cahiller hiç değilse haddini bilir, "bilmem" der çekilirdi; şimdikiler cehaletini markayla, etiketle ve lüksle ambalajlayıp baş köşeye kuruluyor. Kalemine, yüreğine sağlık; dertli sineden çıkan dertli dökülmüş.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL