0
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
152
Okunma
İstanbul, her sabah
Başka bir yüzle inkâr eder kendini.
Küf tutmuş minare gölgelerinde
Tımarlanır vicdanlar.
Kaldırımlar,
Adını çoktan yitirmiş insanların
Ayak izlerini değil,
Susuşlarını taşır.
Semtler birbirine
Miras değil, enkaz bırakır.
Bir pencere kapanır;
Bir hatıra sürgüne çıkar.
Galata, pas tutmuş bir pusuladır.
Ne kuzeyi gösterir,
Ne kaybolanı;
Yalnızca gecikmiş dönüşleri.
Boğaz dediğin
Su değildir yalnız.
Hatırlayamayanların,
Birbirinden usulca akıp gidişidir.
İnsan dediğin,
Bir iskelede unutulmuş bilet gibidir.
Adını önce rüzgâr aşındırır,
Sonrasını şehir ezberler.
Çatılar yağmuru değil,
Eskimiş duaları biriktirir.
Duvarların sıvasında
Terk edilmiş sesler kurur.
Ve İstanbul
Kimseyi uğurlamaz aslında.
Yalnızca unutur.
Ölülerini toprağa değil,
Gündeliğin gürültüsüne gömer.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.