1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
58
Okunma
Bir Şiirin Doğuşu
Yaklaşık bir aydır odamda bir peygamberdevesi besliyorum. Yumurtadan yeni çıkmıştı. Boyu ancak bir santimetre kadardı. Bahçeden ona her gün taze bir dal getiriyorum. Üzerindeki küçük böcekleri avlayarak besleniyor. Bu vesileyle ben de onu uzun uzun seyretme fırsatı buluyorum.
Bu böcek çocukluğumdan beri ilgimi çeker. Beni başını çevirerek gözleriyle takip etmesi çok ilginç. Bulunduğum yere göre başını çeviriyor, sanki nereye gitsem beni izliyormuş gibi bir hali var. Bir böceğin bunu yapabilmesi beni gerçekten şaşırtıyor .
Daha sonra sabrını fark ettim. Saatlerce hiç kıpırdamadan bekleyebiliyor. Fakat avı yaklaşınca, o ağır ve sakin canlı bir anda şimşek gibi hareket ediyor. O âna kadar heykel gibi duran böcekten eser kalmıyor.
Asıl düşündüren ise duruşu... Avını beklerken ön bacaklarını öyle bir şekilde birleştiriyor ki, insana dua eden bir dervişi hatırlatıyor. Zaten birçok dilde bu böceğin adı da “dua eden”, “rahip”, “keşiş” gibi anlamlara geliyor.
Türkçedeki adı ise daha farklı bir çağrışım yaptı bende…
Bir anda aklıma Kasvâ geldi. Rivayetlerde adı geçen İslam peygamberinin devesi…
Şiirimde dua eden bu küçücük böceği, Kasvâ’nın sahibiyle birlikte yeniden dönmesi için Mevlâ’ya yakaran bir derviş olarak hayal ettim.
Yaslanmış inceden kanadına,
sanki bir
sabır âbidesi;
Yemyeşil dalların üstünde
öylece bekler,
sarsılmaz kaidesi.
Semâya bakıp bakıp
hiç durmadan,
yakarır o Mevlâ’ya;
Dönsün diye
sırtında sahibiyle
Kasvâ adıyla maruf
peygamberin devesi…
Ali Soysal
10 Temmuz 2026
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.