0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
123
Okunma

Geçen gece rüyamda çocukluğumun geçtiği mahalleye uğradım.
Baktım bizim bakkal ile manav oturmuş kapının önünde tavla oynuyorlar.
Yanlarında ise Kerem ile Ferhat çay içiyorlardı.
Şaşırdım.
"Sizin burada ne işiniz var?" dedim!
"Hiç canımız sıkıldı, biraz laflayalım dedik buraya geldik!" dediler.
"Gel sen de otur" dediler.
Bana yer gösterdiler…
Sağolsunlar bana da çay söylediler.
Yanlarına oturdum.
Birer bardak çay içtik...
Merak ettim:
"Hayırdır siz burada böyle çay içiyorsunuz?" dedim.
"Birinizin çölde, diğerinizin dağda olması lazım değil mi?" dedim.
"Evet doğrudur" dediler.
"Biz Kerem’i bekliyoruz."
"Niye?" diye sordum.
"Bıraktık biz bu sevme işlerini" dediler.
Merakla:
"Dedim niye...?"
"İşte öyle sıkıldık" dediler..
Büsbütün meraklandım.
"Bak ne güzel aşklarınızla dillere destan olmuştunuz.
Büyük küçük herkes sizi örnek alıyordu" dedim.
Birden sıkıştılar seslerini yükselttiler:
"Örnek olduk da ne oldu?" dediler.
Kerem: "Ben aşkım için çölleri aştım."
Ferhat: "Ben dağları delik deşik ettim."
Yüzüme baktı, içini çekti.
"Kerem’i hiç sorma, o da bizim gibi seve seve mahvoldu zaten zavallı" dediler.
"Bak" dedi.
"Bu aşk var ya...
Hem sonsuz hem de doyumsuz…
Sonu yok yani anlayacağın!
Bir yerden başlayıp
’İşte aşk buraya kadar’ diyemiyorsun.
Ne kadar çok seversen sev!
Olmadı mı olmuyor işte."
Dertli dertli içini çekip bir aslan gibi kükredi:
"Hele, dönüp baksana şu Mecnun halime…
Üzgün ve perişan.
Leyla arkasına bakmadan evi terk etmiş.
Üstelik Aslı da Kerem’e küsmüş.
Şirin mi hiç sorma?
O başına buyruk, anasının evine geri dönmüş.
Benim mecnunluğum,
Ferhat’ın gücü,
Kerem’in sevmeye mecali kalmamış."
İçini çekti, sigarasını yaktı.
"Aşk bizi bozdu arkadaş ya..."
"Neyse arkadaş, bizi boş ver.
Sen nasılsın? Aşık olmak nasıl bir duygu?
İlişkiniz nasıl gidiyor...?
Sevdalin ile aran nasıl... ne yaptınız...?"
"Hele çaycı sen, bize dört çay daha ver...
Çünkü, çekilmez bu dünyanın kahrı...
Boş ver…
Aşk bizim neyimize..."
Ben sustum.
Çünkü cevap verecek aşkım yoktu.
Şimdi...
Kıyıda köşede kalmış umutlarımı topluyorum.
Gece düşmüş üstümüze.
Aşk sanmışız...
Sen umut olabilirsin anca,
Aradığım aşk asla.
Mevzu hasretse,
Ağır bir yük...
Hele de biçareysen, ağrı büyük...
Ve sonra uyandım.
Kalbim öyle bir sıkıştı ki...
Kalkıp telefona sarıldım.
"Bak ben seni ÖZLEDİM"
Bir şeyi, ya da herhangi bir şeyi özlemekten bahsetmiyorum.
Sana...
Bu öyle bir özlem ki hiç nefes aldırmıyor insana...
Dinçer Dayı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.