1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
154
Okunma
Ya Nûr...
Ya Rabbim...
Sessizliğin kalbinde yürüyoruz.
Ben, rüzgârın unuttuğu
Bir kum saatiydim,
Zamanı değil,
Hasreti ölçüyordum.
Sen geldin;
Göğün eski yaralarına
Mavi bir dua diktin.
Ve öğrendim ki,
Yollar ayaklarla değil,
Kalbin bıraktığı ışıklarla yürünür.
Ey ruhun sevgilisi,
Ey denizin sırrı,
Beni kendi sessizliğine çağır.
Adımı yıldızlardan söküp al;
Çünkü
Işığın, hayatımdır.
Bir damla değilim artık;
Senin ufkuna göç eden
Adsız bir yağmurum.
İçimde bin kapılı
Bir gece taşıdım.
Her kapıda
Başka bir ben ağlıyordu.
Senin nefesin değince,
Gölgelerim kuş olup
Şafağa doğru uçtu.
Şimdi biliyorum;
Hakikat, bulunacak bir şehir değil,
İçinde kaybolunacak bir semadır.
Hû... Ya Selâm...
Hû... Ya Vedüd...
Senin ışığında kendimi unuturum.
Ey kalpleri sükûnetle sulayan.
Dök beni kendi nehrine,
Ta ki ismim
Suyun hafızasında erisin.
Beni kendi sessizliğine çağır,
Adımı yıldızlardan söküp al.
Bir damla değilim artık;
Senin ufkuna göç eden
Adsız bir yağmurum.
Ne taç isterim,
Ne menzil.
Yalnızca,
Kalbimin en kuytu odasında
Senin sessizliğinin kandili yansın.
Ve son nefesimde
Dünya beni değil,
Ben dünyayı uğurlayayım.
Ya Nûr...
Ya Nûr...
HABİB YILDIRIM (BÂİN-İ ADLÎ)
(29 Haziran 2026)
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.