(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Saygı değer kıymetli üstadım, Sevdayı bir dağa, bir mabede dönüştüren ve doğanın her rengini bu aşkın nakışıyla bezeyen bu tutkulu dizeleriniz, aşkın hem huzur veren hem de ruhu kavuran o tezat halini çok güçlü bir biçimde yansıtıyor. İsmini dağlara kazıdığınız bir sevgiliye duyduğunuz sadakati, "koynuna yatılan" o dağ metaforuyla birleştirmek; şiirinize hem toprağa kök salmış bir aidiyet hem de mistik bir derinlik kazandırmış. Yoksan bu kâinat dar" ifadesindeki o engin yalnızlık ve teslimiyet duygusu, sevginizin ne kadar büyük ve sarsılmaz olduğunu gözler önüne seriyor. Bülbülün güle olan mahkumiyetini kendi sitemli ve içten sesinizle birleştirerek, okuru o dağın doruklarına, sevdanın en saf haline taşıdınız. Sizi kalben tebrik ediyorum, selam ve saygılarımla üstadım.👏🏻👏🏻☕🍃
Sevgili Cemre Önce kalemine, sonra o gönül gözüne selam olsun. 5 puanınıda alkışında, satır satır okumanız başımın üstündedir.
"Sevdayı bir dağa, bir mabede dönüştüren dizeler" demişsiniz. Evet, doğru tespit. Çünkü kul sevdiğinin adını toprağa vermezse, mısra havada kalır. Ben köyümün dağına sevdiğimin isminiverdim. Papatya ektim, gül ektim, nergis ektim. Sevda tarla ister, emek ister. Taşa toprağa yazılmayan sevda, rüzgarda savrulur gider.
"Koynuna yatılan dağ" metaforunu yakalamışsınız. İşte asıl mesele orası sevgili Cemre. Kulun gidecek kapısı tükenince, başını koyacağı tek yer kalır: sevdanın koynu. "Uzandım koynuna, yattım da yattım" dediğim o. İnat yok, isyan yok. Sadece teslimiyet var. Dağ sert görünür ama sevene ana kucağı olur. "Toprak ana gibi gerdanın kokar" dediğim de bu yüzden.
"Yoksan bu kâinat dar" mısrasını yüreğinizle hissetmişsiniz. Sevda büyük olunca dünya dar gelir. Sevdiği yoksa, bülbül gülsüz yaşayamaz. Gül, bülbülün otağıdır. Kul Yorgun da sevdasının otağından başka yere barınmaz. Çınar olup kendimi o dağa gömdüm. Çünkü vefa dediğin, gömülene kadar durmaktır.
Aşkın hem huzur veren hem ruhu kavuran tezat halini görmüşsünüz. Doğrudur. Aşk bir yanı şifa, bir yanı yaradır. Bir yanı papatya, bir yanı kor ateş. Ama Kul Yorgun hile bilmez. "Ölümüne sever, bilmez ki hile" dedim ya. O yol tek yönlüdür. Dönüşü yoktur.
"Toprağa kök salmış aidiyet ve mistik derinlik" demişsiniz. Aşk zaten topraktandır. Adem topraktan, sevda topraktan. Dağdan inmedim çünkü kökümü kessem kururum. Mistik dediğiniz de belki odur: Dağı mabed yatağa çevirmek, her taşı sevgilinin adı sanmak.
Sevgili Cemre , sizin gibi okuyucu olunca mısra yalnız kalmıyor. 5 puanınızla, yorumunuzla şiire can verdiniz. Mısra yazandan çok, okuyandan kıymet bulur. Siz o kıymeti verdiniz.
Sevgili Cemre Önce kalemine, sonra o gönül gözüne selam olsun. 5 puanınıda alkışında, satır satır okumanız başımın üstündedir.
"Sevdayı bir dağa, bir mabede dönüştüren dizeler" demişsiniz. Evet, doğru tespit. Çünkü kul sevdiğinin adını toprağa vermezse, mısra havada kalır. Ben köyümün dağına sevdiğimin isminiverdim. Papatya ektim, gül ektim, nergis ektim. Sevda tarla ister, emek ister. Taşa toprağa yazılmayan sevda, rüzgarda savrulur gider.
"Koynuna yatılan dağ" metaforunu yakalamışsınız. İşte asıl mesele orası sevgili Cemre. Kulun gidecek kapısı tükenince, başını koyacağı tek yer kalır: sevdanın koynu. "Uzandım koynuna, yattım da yattım" dediğim o. İnat yok, isyan yok. Sadece teslimiyet var. Dağ sert görünür ama sevene ana kucağı olur. "Toprak ana gibi gerdanın kokar" dediğim de bu yüzden.
"Yoksan bu kâinat dar" mısrasını yüreğinizle hissetmişsiniz. Sevda büyük olunca dünya dar gelir. Sevdiği yoksa, bülbül gülsüz yaşayamaz. Gül, bülbülün otağıdır. Kul Yorgun da sevdasının otağından başka yere barınmaz. Çınar olup kendimi o dağa gömdüm. Çünkü vefa dediğin, gömülene kadar durmaktır.
Aşkın hem huzur veren hem ruhu kavuran tezat halini görmüşsünüz. Doğrudur. Aşk bir yanı şifa, bir yanı yaradır. Bir yanı papatya, bir yanı kor ateş. Ama Kul Yorgun hile bilmez. "Ölümüne sever, bilmez ki hile" dedim ya. O yol tek yönlüdür. Dönüşü yoktur.
"Toprağa kök salmış aidiyet ve mistik derinlik" demişsiniz. Aşk zaten topraktandır. Adem topraktan, sevda topraktan. Dağdan inmedim çünkü kökümü kessem kururum. Mistik dediğiniz de belki odur: Dağı mabed yatağa çevirmek, her taşı sevgilinin adı sanmak.
Sevgili Cemre , sizin gibi okuyucu olunca mısra yalnız kalmıyor. 5 puanınızla, yorumunuzla şiire can verdiniz. Mısra yazandan çok, okuyandan kıymet bulur. Siz o kıymeti verdiniz.
Anadolu sıcaklığında ve doğallığında bir aşk şiiri olmuş."Uzandım koynuna yattım da yattım." redifiniz ise şiirdeki hasret vurgusunu pekiştirmiş gördüğüm kadarıyla.İnsanın doğup büyüdüğü topraklar, onun geçmişiyle bağ kurduğu ve ordan da geleceğe yeni bir atkı atıp sürgüne durdurduğu yerdir aynı zamanda."Kökü mazide ati" de diyebiliriz.Sevgilinin isminin, yurdundaki, geçmişinle anılarınla kuvvetli bağı olan bir dağa verilmesi öncelikle sevgiliyle kurduğu derin bağı temsil ediyor şairin.Kim bilir büyüyene kadar kaç kez gözler o dağlarda dolaşmıştır.Dağa benzetilmesine gelince ise, yeryüzünün en sağlam doğal yapılarıdır dağlar.Yeryüzüne kazık olarak çakıldığından bahsediliyor ayette.Şair sevgilisini işte böyle muhkem bir yapıya benzetmiş.Sevgilinin şairin gönül dünyasında sarsılmaz ve yerinden oynatılmaz bir aşkla yer edildiğini anlıyoruz.Dağ aynı zamanda nereye gitsen görebileceğin de bir yerdir ve hep göz önündedir sevgili gibi.Devamında çiçeklerle bezenmesini görüyoruz dağın ki sevgiliyi hoşnut edecek şeyler için aşığın gayreti söz konusu.Çiçek bahçesine dönen sevgilinin gönlü de artık aşığın huzur içinde yanında kalacağı, yanına uzanıp soluklanacağı bir huzur iklimi olmuștur.Çınar gibi kendini o dağa dikmek ise çok derin bir bağlılığa götürüyor bizleri yine.Kökleriyle sevdiğinden güç alan şair, otağını da oraya kurduğunu yine perçinleyerek anlatıyor bizlere.Son olarak da hiç bir çıkar ve beklentisi taşımayan aşkının saflığını dile getiriyor.Bülbül nasıl güle vazgeçilmez bir aşkla bağlıysa şair de dağ misali sevgilisine aynı derecede bir aşkla bağlı.Ve anlıyoruz ki artık sevdiğinin yanından başka bir yerde soluklanmak istemiyor.Derin içten ve devasa bir aşkı dillendiren yüreğinize sağlık efendim...
Efendim ben sadece şiirinizin bendeki izdüşümlerini yazdım.Bu şaheser size ait.Eğer hislerimiz bir noktada yakalamışsa birbirini çok bahtiyar olurum.Sizler yazın bizler de şiirlerin enginliklerinde seyran edelim.Yüreğinize ve kaleminize fer diliyorum.🙏☘️🍀🌿
Yorumunuzu büyük bir mutluluk ve minnetle okudum. Şiirimi bu kadar derinlemesine, bu kadar güzel ve titiz bir şekilde analiz etmeniz gerçekten onur verici oldu.
“Anadolu sıcaklığı ve doğallığı” tespitiniz kalbime dokundu. Aslında tam da bunu istiyordum; içten, samimi ve toprağın kokusunu taşıyan bir aşkı anlatabilmek. Dağa ismini vermek, çiçek ekmek, çınar olup gömülmek, koynuna yatmak… Hepsi gönlümdeki o derin bağlılığı ve vuslat arzusunu anlatmak içindi. Bunları böylesine güzel bir bakış açısıyla yorumlamanız, şiirime ayrı bir değer kattı.
Özellikle “kökü mazide ati”, dağın sarsılmazlığı, ayetteki “kazık” benzetmesi ve bülbül-gül ilişkisiyle kurduğunuz bağlar çok hoşuma gitti. Kaleminizin de bu konuda ne kadar derin ve duyarlı olduğunu gösteriyor.
Bu güzel, anlamlı ve yüreklendirici yorumunuz için kalpten teşekkür ederim. Böyle değerli okuyucular ve yorumcular olduğu sürece yazmaya devam etmek daha da anlamlı oluyor.
Efendim ben sadece şiirinizin bendeki izdüşümlerini yazdım.Bu şaheser size ait.Eğer hislerimiz bir noktada yakalamışsa birbirini çok bahtiyar olurum.Sizler yazın bizler de şiirlerin enginliklerinde seyran edelim.Yüreğinize ve kaleminize fer diliyorum.🙏☘️🍀🌿
Yorumunuzu büyük bir mutluluk ve minnetle okudum. Şiirimi bu kadar derinlemesine, bu kadar güzel ve titiz bir şekilde analiz etmeniz gerçekten onur verici oldu.
“Anadolu sıcaklığı ve doğallığı” tespitiniz kalbime dokundu. Aslında tam da bunu istiyordum; içten, samimi ve toprağın kokusunu taşıyan bir aşkı anlatabilmek. Dağa ismini vermek, çiçek ekmek, çınar olup gömülmek, koynuna yatmak… Hepsi gönlümdeki o derin bağlılığı ve vuslat arzusunu anlatmak içindi. Bunları böylesine güzel bir bakış açısıyla yorumlamanız, şiirime ayrı bir değer kattı.
Özellikle “kökü mazide ati”, dağın sarsılmazlığı, ayetteki “kazık” benzetmesi ve bülbül-gül ilişkisiyle kurduğunuz bağlar çok hoşuma gitti. Kaleminizin de bu konuda ne kadar derin ve duyarlı olduğunu gösteriyor.
Bu güzel, anlamlı ve yüreklendirici yorumunuz için kalpten teşekkür ederim. Böyle değerli okuyucular ve yorumcular olduğu sürece yazmaya devam etmek daha da anlamlı oluyor.
Dağları bir sevgili kucağına dönüştüren bu dizelerde, toprak kokusuyla harmanlanmış derin bir hasret saklı. Şairin papatyalarla, güllerle donattığı o dağ; sadece bir toprak parçası değil, aşkın mabedi olmuş. Bir insan sevdiğinin kokusundan mahrum kalınca, kâinatın nasıl dar geldiğini en içten haliyle haykırıyor. Aşkı bir "çile" ile değil, bir "teslimiyet" ile yoğuran bu mısralar, bülbülün güle olan sadakati kadar duru. Burada hileye, yalana yer yok; sadece dağın zirvesine kurulmuş, orayı mesken tutmuş saf bir yürek var. "Yattım da yattım" diyerek vurguladığı o sığınış, aslında gidilecek başka hiçbir yerin kalmadığının da nişanesi. Kul Yorgun, yine kendi imzasını taşıyan bir dertle bizi karşılıyor. Yaşanan onca yola, çekilen onca zahmete rağmen o dağdan inmeyişi; sevdaya olan vefanın en güzel ispatı. Kaleminden dökülen her hece, bir zanaatkarın sabrıyla işlenmiş; emeğine, yüreğine sağlık.
Üstad'ım, Çok teşekkür ederim "Dağı mabed yapmışsın" demişsiniz. Doğru demişsiniz. Sevda başka ne yapsın ki? Sevdiğin adını dağa verince, toprak da yastık olur, gök de otağ olur.
"Yattım da yattım" demişim ya... Gidecek başka kapı kalmayınca kul nereye sığınsın? Dağın koynundan gayrı yer mi var ? Bülbül güle sadıksa, Kul Yorgun da sevdasına sadıktır. Hile bilmez, yalan etmez.
5 puanı başım üstüne koydum. Ama asıl puan sizin gibi okuyucunun yüreğinde saklıdır. Kalemine kelamına yüreğine sağlık.
Üstad'ım, Çok teşekkür ederim "Dağı mabed yapmışsın" demişsiniz. Doğru demişsiniz. Sevda başka ne yapsın ki? Sevdiğin adını dağa verince, toprak da yastık olur, gök de otağ olur.
"Yattım da yattım" demişim ya... Gidecek başka kapı kalmayınca kul nereye sığınsın? Dağın koynundan gayrı yer mi var ? Bülbül güle sadıksa, Kul Yorgun da sevdasına sadıktır. Hile bilmez, yalan etmez.
5 puanı başım üstüne koydum. Ama asıl puan sizin gibi okuyucunun yüreğinde saklıdır. Kalemine kelamına yüreğine sağlık.
Aşkın ve sevginin, insanı tabiatla bütünleştiren, ona sarsılmaz bir aidiyet, sadakat ve huzur veren en yüce sığınak olduğudur.kalemin daim olsun inşallah
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.