10
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
272
Okunma

Ben şiirin neresindeyim, bilmiyorum;
Bazen kiriş gibi satır başında bekliyorum.
Bazen büsbütün sırtlanıp mukavemet ediyorum,
Kimi zaman sahibi, yahut kölesi oluyorum.
İnci tanesi, gönül haresi şiirler...
Ele geçirmişler beni, sırrı saklı periler.
Göğsümden güneş ışığı yayılırcasına,
Dökülüyorlar kâğıda, hiç danışmadan bana.
Bir ton basıyor kalemim kâğıda her harfte;
Sanırsın hepsi kusursuz bir güfte.
Umarım ki okuyanı getirir vecde;
Ah, göğsü bazen yaralı, bazen şifalı şiirler!
Sadr ne derse, emrine amadeyim,
Yok ondan gayrı söyleyecek şeyim.
Dedim ya; bazen köle, bazen beyim,
Ele aldıkça kalemi, Kâtib-i Hâl üzereyim.
𝒮𝒶𝒻𝒶
Kâğıdı demir sanıp döverim her hecede,
Kiriş tutar satırlar, derman olur geceye.
Ömrün ağır yükünü vurdum sırtıma yine,
Bir usta titizliği saklıdır her hecede.
Sadrın sesi duyulur, kalem artık amade,
Kâtib-i Hâl yazıyor, bulunmaz bir ifadede.
Ne kölelik kalıyor, ne de beyin hükmü var,
Sadece hakikat var, sığdırdığım bu mısrada.
Kıymetli “Adem Nar-ı Mısra hocama teşekkür ederim.
Adem Çelik hocama bu güzel şiirinden dolayı teşekkür ediyorum.
Kimi zaman köle, bazen bey oldun,
Sadrından dökülen sırra erdin ya.
Kelimeler ile hakikati buldun,
Demiri döverken gönül verdin ya.
Kâtib-i Hâl olup yazıldı hece,
Bir usta titizliği her mısrada var.
Derman olup düştün bitmeyen gece,
Sırtında taşınan o kutlu ağır yük kâr.
Şiirin tam kalbi, özü burası,
İlhamın ışığı yansımış dile.
Kapanmaz dediğin gönül yarası,
Dönüşmüş şiirle eşsiz bir güle.
İçten bir sesleniş, yürekten seda,
Okurken bizleri vecde götürdün.
Sana bin selam olsun, bin bir elveda,
Emeğinize, yüreğinize sağlık; okuduk, beğendik.
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.