1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
61
Okunma

Susarak özledim seni yine bir hüzün vakti.
Üstümde kaç gurur eskittim yana yakıla huzura dilenerek.
Kaç mazi yaktım da sıfırladım zamanı,sana ömrümü sunarak.
Kaç umur besledim,büyüttüm sana bende ki olur’u yad ederek...
Yüreğimin şeffaf perdesinden gizlice süzdüm seni.
Masumcaydı seni sahiplenişim.
Gecenin bir vaktiydi.
Ben içimden haykırdıkça sana olan muhabbetimi,
Helalinden sevişti gözlerim süzülenleriyle..
Arsızca ıslandı yanaklarım,sormadı sebebi ne diye.
Belliydi onu tarumar eden;kıymetlisiydi,silgisiydi mazinin...
Seni öyle bir yere koymuştum ki.
Elinde bıçak, kesmeyi beklediğini bilmiyordum yürek bağımızı.
Bilerek,isteyerek ateşe attın sen zaten yanmış bağrımızı..
Yaralı yürekler hani birbirini daha iyi anlardı?
Öyle demişlerdi filmin birinde.
Bilmiyorum böyle olduğuna inandırıldık belki de..
Sen yaralı,ben yaralı..
Benim yaramı daha çok kanatacak olan senmişsin ya neden bana söylemedin bunu?..
Senin filmin hangisi söylesene?hangisini izlemeliyim.Hangi filmine inandırılmalıyım? Farzedelim ki sen geldin," Yüreğine kefilim ben senin kadın!(adam!) dedin.Harladın beni kendine.Hadi gel de inandır şimdi bunu kalbime...
Kesilmeyi bekleyen kurbanlar gibi beklemişim meğer seni ben.
Kaç sene geçti üstünden düşünsene..
Kaç hüzün değdi gönüllerimize...
Ben hiç böylesine yakınlaşma görmedim,uzaktan uzağa çekilerek..
Ben hiç böylesine temas etmedim kimseye,dokunmadan severek..
Ben hiç özlemedim kimseyi böylesine susarak isteyerek..
Kabahatim buydu belki.
Sadece susarak özledim seni...
08/06/2026
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.