0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
83
Okunma
Yıldızlar şahittir onun yalınayak yürüyüşüne,
Gecenin karanlığı bile diz çöktü cüretine.
Prangalar utandı paralanırken bileklerinde,
O, kendi küllerinden doğan bir anka efsanesi.
Uçurumlardan topladı gülüşünün yankısını,
Gözlerinde taşıdı bir halkın uyanışını.
Ne teslimiyete baş eğdi ne râm oldu kadere;
Bir dağ rüzgârı ki, sığmadı hiçbir şehre.
Şimdi yankılanır adı en dik yamaçlarda,
Yüreği çarpar o mağrur, o asi pusulalarda.
Eğilmedi başı, boyun bükmedi asla;
Özgürlük yazıldı onun bastığı her toprağa.
Bulutlar yoldaşı oldu, şimşekler sırdaşı,
Toprak bile kıskandı göğsündeki o sabrı, o aşı.
Zincir vuranlar çoktan gömüldü tarihin karanlığına,
Onun adı nakşedildi şafağın en parlak sancağına.
Fırtınalar koptu da sarsamadı ruhunu,
Zalimler izledi bir ömrün dimdik duruşunu.
O ne bir tahta kul oldu ne sarayların süsüne;
Yürüdü korkusuzca, kendi kalbinin türküsüne.
Şimdi hangi rüzgâr esse onun kokusunu taşır,
Hangi çocuk özgürlük dese onun adıyla tanışır.
Dağlar sığındı ona, o dağlara siper oldu;
Kırbacı tutan eller, onun asaletinde kayboldu.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.