1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
23
Okunma
Gözünden düşen yaşa kurban oluşumun acı dolu seramonisini izlemeye cesaretin var mı ki?
Ben seni, şiir kokuları arasında sevmiştim.
Dudaklarının arasından çıkıp, rüzgârın melodilerine karışan sözcüklerin türbülansında savrulduğum anlarda.
Karagözlerine, hilal kaşlarına yaptığım sevgi dolu övgüleri Demet yapıp, gözlerinin gönderine astığım o gün, hiç solmayacak baharımdı, siyah saçlarının arasında yabani çicekler yetiştirip, aşk yangınlarında kendimi yakarken acı gülümsemeleri koymuştum kederli yüzüme.
Avuçlarımda biriktirdiğim Yağmur damlalarını gözyaşlarından akan damlalar gibi Kutsuyorum şimdi biliyormusun?
Beni, ezelden ebede giden bir aşka mahkum edip, hiç bir şey olmamış gibi yapmana hayret ediyorum doğrusu ya; peki diyorum, peki! Öyle olsun.
Kar beyazı bir ayrılık benimki, sensizliğin poyrazında titriyor bedenim şimdi.
Oysa, mevsim ilkbaharın son günleri ve ben,
Çocukca düşlerimi yaz ayının parlak gökyüzünde düşlerimi yaldızlayacağım yıldızlar altında.
Duygu bağlarından sesleniyorum isyan dağının suskunluğuna, sevdiğimi geri ver!
Sahte aşk naraları atan sadist gönüllerin sinsi bakışları altında ezilen sevgi dolu gönüllerin güleç yüzünde nuru kutsuyor güneş ve ay.
Gecenin bir vakti ve ben, karagözlü yarimin şafağına düşen duygularımı kutsuyorum meyve vermeyen sevgi bağında.
Kara bulutlar çekin gölgenizi, yarimin yüzünü kutsadığım ayın şavkından.
Duyuyormusun sesimi Karagözlüm, duyuyormusun!
Ben ölüyorum senin, yureğimde tükenmeyen aşkından.
Sevgimi geri istemiyorum senden!
Bereketli bahar yağmurlarıyla birlikte ne güzel çicekler yetistirmiştim Kara gözlerinin şafağında.
Ah bir bilebilsen, bir bilebilsen keşke!
Hayıflanıyorum yine de!
Sevgi bağından kopartıp, önünde diz çöküp;
Sunmak istediğim ne kadar çok güzellik vardı oysa!
Ama olsun!
Sevginin en saf halinde ilmek, ilmek işleyip boynuna astığım bir madalyon var ki; onu sadece seven gönüller görebiliyor ve en büyük avuntum bu benim.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.