0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
40
Okunma

Vuslat
Mayasız geceler çürüttü kaldırım taşlarını,
Biz ayak uçlarımızla yeni yollar döşedik karanlığa inat.
Nerden bilebilirdik ki yolumuza yıldızlar yerine karanlıklar serileceğini?
Nerden bilebilirdik çiçek diye diken biçeceklerini? Korkmadık çünkü korku bize yakışmazdı.
Biz o uçurumların kenarında el ele tutuştuk, düşsek de düşürmedik birbirimizi.
Karanlık üzerimize çöktüğünde pusuyu yaran bizdik.
Arsız ayaz yüzümüzü çizdi, ama gözlerimizdeki ateşi söndürmeye gücü yetmedi...
Mevsimler alay etti sıcağıyla, biz titredik ama sımsıkı sarıldık umuda.
Çünkü biliyorduk: Esir alınan umutlar, en çok esaretten sonra parlar.
Ne fırtınalar geçti yüreğimizden, acılara siper ettik yüreğimizi, Pusu’lara kafa tutup yalnızlığa karşı süngüsüz savaştık...
Kaç gece yeter dedik, kaç sabah "bir gün daha" diye kalktık.
Ama yenilmedik. Çünkü sevdamızı kelimelere hapsetmedik...
Her harf bir tohum oldu, içimizdeki çoraklaşmış toprağa düştü.
Ve o tohumlar şimdi gül açıyor.
Üşüdüğümüz her an için bir bahar borçlu hayat bize.
Pes etmedik çünkü biliyorduk: VUSLAT, en çok sabredenlere yakışırdı...
Hasretin dikenleri artık batmayacak
Bekleyiş bitecek, akşamın en karanlık yerinde
Şafak söküverecek, ismini fısıldayarak.
Güller konuşacak dilsiz ve dudaksız
Her yaprağında ismin yazılı olacak.
Uzayan mesafeler kapanacak, ayrılık yorgun düşecek
Biz güle güle kavuşacağız
Yalnızlık misafirdi, vuslat ev sahibi olacak.
Çay soğumayacak, kapı çalınacak,
Biz o gün anlayacağız ki;
Vuslatımızı birgün güllerin dudaklarından içeceğiz...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.