7
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
93
Okunma

Cihânın şâhı zâlim bir kafes yapmış sarayından
Sadâ gelmez mülûk-ı şarkın o mahzûn humâyından
Mısır’la Nîl u deryâ ağlaşır hicrân-ı bahtında
Melâmet hırkası giymiş oturken azm ü tahtinda
Gözün deryâ-yı firkat sînen ey şehnâz-ı devrânım
Nasîbin gurbet olmuş ağlar elbet mülk-i Îrân’ım
Ne tâcın parıltısı derman olur bu kalb-i mecrûha
Saraylar bir karanlık zindan olmuş sanki bu rûha
Felek kırgındı gûyâ hüsnüne, ey gonca-i bî-zâr
Gülümser çehren amma arkasında bin bir envâ nâr
Dökülmüş zülfü gûyâ mâtemi olmuş bu iklîmin
Sorulmaz hâli bir kez bu garîb ü kalbi sîmînin
Gelin gitmişti şanla şatafatla şarka bir gün o
Fakat bilmezdi bahtın sâyesinde bir ömür bende
Pehlevî tahtı sarsılsa yıkılsa mülk-i âlemde
Onun kalbindeki sarsıntı kalmış her bir sitemde
Ne İskender ne dârâ kurtarır bu hüzne batmıştan
Nasîbi keder olmuş o şâhâne yaratılmıştan
Gözünden damlayan her katre incidir değer cana
Bu dert sığmaz saraya sığmamış dünyâ-yı virâna
Kafes altın amma içindeki can mülke küsmüştür
Gönül kuşum uçup gitmiş o şen iklîme küsmüştür
Cihânın şan ü şöhret mülkü hep efsânedir derler
Hazîn öyküler kraliçeler de veda ederler
Halk Şairi
Tülay Aslan
(Altın Kafesteki Kraliçeler)
Serisinde
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.