0
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
70
Okunma
Keşke bir gece vakti sesini duysam babam…
Kapıyı usulca açsam,
Sen uyanacaksın diye ayakkabılarımı elime alsam.
Evin içi karanlık olsa da,
Bir köşeden “Ali…” diye sesleneceğini bilsem.
Ama olmuyor işte…
Sesin hâlâ kulağımda,
Yerin hâlâ sofrada eksik.
İnsan en çok da alıştığı sevgiyi özlüyormuş meğer.
Kasketini mağatın üstüne koyardın,
Ben gizlice alır başıma geçirirdim.
O kasketin kokusu vardı ya babam…
Toprak gibi, emek gibi, güven gibi.
Yıllar geçti,
O koku burnumdan hiç gitmedi.
Kara lastiğin içine giren saman bile
Senin için meseleydi.
Kızardın, söylenirdin,
Ama şimdi düşünüyorum da
İnsanı en çok özleten şey,
Bir zamanlar kızdığı sesler oluyormuş.
Bazen öyle bir an geliyor ki babam,
Durup dururken içim daralıyor.
Adını biri söylemese bile
Sen düşüyorsun aklıma.
Burnumun kemiği sızlıyor,
İçimde koca bir çocuk kalıyor.
Ne zaman yorulsam
Bir yanım hâlâ seni arıyor.
“Babam olsa ne derdi?” diyorum.
Çünkü bazı insanlar ölmez babam…
Onlar evin duvarında,
Kapının gıcırtısında,
Bir eski kasket kokusunda yaşamaya devam eder.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.