31
Yorum
50
Beğeni
0,0
Puan
775
Okunma
Ben ki, pusulasız bir seferin sergerdân yolcusu,
Yönsüzlüğü kader bilmiş, yollara düşmüşüm.
Lisanım mühürlü; lâkin sükûtumla haykırmışım,
Söz değil, suskunluk yazılmıştı alnıma.
Kaderle çok kez pazarlık ettim gecelerin koynunda,
Her duam, sabırla yükseldi içimden.
Zîrâ bilirdim ki;
Mîzâna en ağır gelen, söylenmeyenlerdir;
Ve ben yükümü dilimde değil, yüreğimde taşıdım.
Ne yol kısaldı önümde, ne ufuk yüzüme güldü,
Zaman bile bir an durup hâlimi sormadı.
Ben yürüdüm, o sustu,
Sessizlik, en kadim yoldaştı.
Büyüdüm sandım her kırılışta, her susuşta,
Meğer eksilmişim usul usul fark etmeden.
Bir yanım göğe ermek isterken umutla,
Bir yanım toprağa gömülmüş her an feryatla.
İçimde bir çocuk ağlıyor yıllar boyu,
Adını koyamadığım kayıpların ardından.
Her vedâ, biraz daha benden aldı beni,
Her gidiş, içimde bir boşluk açtı zamandan.
Sonra anladım;
Geç de olsa, yanılarak, eksilerek...
İnsan yalnız büyümek için var olmaz bu yolda.
Eksile eksile derinleşir ruhun aynasında,
Her kırık, bir hakikat ışığına döner sonunda.
Kemâl, çoğalmak değilmiş meğer;
Kemal susmak ve eksilmekle var olmakmış..
Her kayıp, bir kapıymış içe açılan,
Her susuş, bir yakarışmış Rabb’e ulaşan.
Ve şimdi biliyorum;
Yol uzasa da, ufuk suskun kalsa da
Ben bu eksilişle varım.
Çünkü insan, en çok kaybettiği yerde
Kendine en çok yaklaşan varlıktır aslında.
Zaman kısa ben yorgunum yol uzun..
Müdavimi olmuşum şimdi sonsuzun.
Kimsesiz yürürken bu yollarda hem yalnız hem mahzun.
Ne yağmurun tesiri vardır, ne karın, ne de buzun..
Merdümgiriz
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.