3
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
141
Okunma
Unutabilir miyim o zift karası bakışlarını,
Kaşlarının arasından sıktığın kurşun hâlâ sol göğsümde otururken.
Unutabilir miyim Süreyya gözlerini?
Günüme doğan güneş gibi,
bakışlarının imgelediği hücrelerimde dolaşan Süreyya gözlerini…
Süreyya gözlerin...
adını bile öğrenemediğim bir şehir gibi
her gece yeniden kurulup sabah yıkılıyor
Süreyya gözlerin...
Hicranın en derin yerinden sızan ateş misali,
ne sönüyor ne eksiliyor, daima yanıyor.
Her bakışın içime düşen bir ferman oluyor,
Ben o fermanda ismimi kaybediyorum.
Kimliğimi yitiriyorum.
Süreyya Gözlerin...
Baktığın her şeyi sana dönüştüren bir kader oyunu
Sessizlik bile senden yana eğiliyor,
dilim susuyor, kelimelerim çekiliyor.
Süreyya gözlerin...
Gökyüzünün en karanlık yerinden sızan ışık gibi
Hem yakıp hem saklıyor.
Bakışların gün doğumu,
içimde ağır ağır büyüyen bir yangın
ne vakti var ne hududu.
Her anışımda sana dönüşüyorum,
Ve yıldızlar bile gözlerin oluyor.
Ey gönlümde yanan kandil
Günüme doğan nur
Senin o Süreyya gözlerinden açılır cennetin tüm kapıları
Süreyya Gözlerin
Yetinememek
Doyamamak
Kanamamak kadar sınırsız
Derin bir girdap, ışığında kaybolduğum.
İsim anlamıyla Yıldız, ışık, kandil, nur olan ismim birde bir takım yıldızına adını veriyor, Üzerine yazılacak o kadar derin mahiyette cümleler ve manalar barındırıyor ki, Ensar Efendimizi (S.A.V) Veda tepesinde sen Süreyya ışığın ey Sevgili Ey Rasul diyerek hicretinde Medine sokaklarında böyle övgülerle karşılıyor. Bu kadar güzel anlamlar içeren ismimi kullandığım bir şiir yazmamak olmazdı.
Armağan olsun.
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.