1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
135
Okunma
Bak şu başımıza gelen işe, felek bizi seçmiş,
Kuyunun dibine bir kör bıçak gibi atmış.
Yukarda bayram var diyorlar, sesleri geliyor,
Bizim burda soluğumuz, kanlı çamura batmış.
Güneş dedikleri, yukardakilerin sofrasında bir lamba,
Bize düşen ise sadece o karanlık duman.
Tırnağım koptu taş kazımaktan, heyhat!
Bir el uzanmaz mı şu daracık boğazdan?
Dost bildiğim adamlar tepeme toprak atar,
Akranım dediğim, halimi görse gözünü yumar.
İçimde biriken bu sitem, dağı taşı eritir de,
Şu sağır duvarlara bir türlü geçmez dişimiz.
"Sabret" diyorlar, sabır dediğin dertli bir saban,
Sürdükçe ömrü, arkasından hüzün fışkırıyor.
Kuyunun suyu kanlı, ekmeği taştan sert,
Buradan çıksak da silecek miyiz bu pası üstümüzden?
Gönül bir kere yıkıldı mı, bin usta gelse yapamaz,
Şu yalan dünyanın adaleti, cebi dolana selam çakıyor.
Gayrı yeter, bu dar kavisler ciğerimi söküyor,
Yankım bile benden kaçar olmuş bu zifirde.
Kuyunun dibinde ölmeyiz de, bu vefasızlık öldürür,
Bize bu çukuru kazanların, ocağına incir dikilsin.
Ne diyeyim daha, dilim damağım kurudu sitemden,
Şu kanlı çukurdan bir başımı çıkarsam, dünya dar gelecek.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.