1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
124
Okunma
O gün bugündür göğsümde eski bir saat tıkırdar,
Akrep yelkovanı kovalamayı bırakmış da
Sanki zamanın kalbi yerinden oynamış gibi.
Bir eşikten geçtim; ne anahtarımı alabildim yanıma
Ne de kapıyı çekip çıkarken bıraktığım o eski gölgeyi.
Bakıyorum da,
Gökyüzü yine o mavi, kuşlar yine o telaşlı kanat çırpışında,
Ama rüzgârın tenime değen ucu bile değişti o günden beri.
Eskiden fırtınalardan korkan ben,
Şimdi durgun suların derinliğinden ürperiyorum.
O gün bugündür...
Kelimelerim daha az, sessizliğim daha kalabalık.
Bir fincan kahvenin buharında arıyorum artık huzuru,
Büyük kavgaların, yaldızlı sözlerin uzağında.
Çünkü anladım ki;
İnsanın dünyası bir saniyede yıkılıp,
Bir bakışla yeniden kurulabiliyormuş.
Yürüdüğüm sokaklar aynı, evlerin rengi solgun,
Fakat benim içimdeki harita yeniden çizildi.
Kaybolduğum yerleri artık avcumun içi gibi biliyorum.
Eskiden "hiç bitmez" dediğim ne varsa bitti,
"Asla alışamam" dediklerim ise ekmeğim, suyum oldu.
Gözlerimde biriken o eski tortu temizlenmedi belki,
Ama artık onunla bakmayı öğrendim dünyaya.
O gün bugündür,
Kendi içime giden yolun yolcusuyum;
Ne varış telaşım var, ne de dönme arzum.
Sadece duruyorum,
Ve o günden kalan o ince sızıyı,
Bir madalya gibi taşıyorum sol yanımda.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.