2
Yorum
30
Beğeni
0,0
Puan
501
Okunma

yarım kalmış bir
masalın ilk sözü
orada mısın da ha...
hiç bir şey
eksik kalmayacak
daha fazla
senin kadar inan.
avuç içlerimde
darası alınmamış
yokluğun ve ceplerimde
ağırlıklar.
kapıları açık bıraktım
ayaz/tenimde.
soyuyorum
tabanlarımın
yüzgeçlerini,
soyuluyorum sana
dur/dum.
gözüme kaçıyor
ışığı kılçığın
gerisi kırpmalar,
düş bozumları
karanlık...
tutuştururken
dudağının kıvrımından
düşen közü
gitmelerin ertesi
külü düşüyordu
bacaklarına.
gitmeliydin biliyorum
herkes gibi
bu legal bir eylem
kuşatma yapılmadı
sokaklarında.hayır
devrim değil
öldürülmedi kimse
yas değil.
kapatmadı esnaf
kepenklerini
taşı kavramadı
çocukların elleri
üzülme.
seninde sana ait
kararların var
düşlerin ve dokunmak
istediğin yüzlerin
sorumluluklarımızı
bilmeliyiz ki
sabahları aç karnına
‘’zehir zıkkım’’ gibi sigara
değişmeyecek
hiç bir şey
biz değişmedikçe
havalandırılmaya
ihtiyacı var buranın
ışığa ve iyi bir temizliğe
sağanak bir yağışa mesela
…üçüncüsünü
yapabiliyorsun hayret!
ben tuttunmuşken
sesindeki uçurumda
kaderim gibi yüreğinden.
bana koşmayı unutup
kala/kaldığın noktada
damağıma yapışan
seslerin kırdım
kafesini ki
derinlerindeyken ben
nefesimi de
tutmayı bıraktım
yüreğinin altında
bir yağmur göçüydü su
yokluğunda
gözlerimden süzülen
asla kınamıyorum
düğmelerini iliklerken
kotumun
gözüm cama takıldı
sadece
yağmur evet yağmur
kumaş halleri vardır
gitmelerin /eflatun.
hayır/
öğrenmek istemiyorum
hiçbirini
bilmek acı.tıyor
ellerimi tekrar tut diye
b.akmadım içine
sığar mıyım diye
b.aktım
kaç.ma...
sana kaç perşembe
söylemeye çalışıyorum da
dil ucumdan geri kaçıyor
dillenmemiş bütün harfler
sana /siyah..
artık çok geç
yüreğime
hep düşüyor
aklımı çeliyor
cam bardaktan,
çay kaşığına
bıçak sırtı kesikler
bana sığınacak
bir kuytu bulalım
olmaz mı?
anlatmak istiyorum
sana kaç Perşembe
siyahın katran karası,
siyah ruj izi kesikler
avuç içlerimde
portakal kokusu
ve ellerim
boşluğunda
ceplerimin
dönme sırtını
geç kaldığımı
biliyorum
tüm sevişmelere.
önce içime almalıyım
sonra karşıma seni
kaç yaşındaysan
kaç gün
kaç ay ve geceyse
o kadar anlat bana
geçmişini.
yağmur/yağmur
evet
hala yağıyor
bu yüzden
sırılsıklam oluyorum
bu yüzden ıslağım
terli ve alıngan soluğum
biliyorum
sağ salim döneceksin
gittiğin yerden
bir sonbahardan
mesela
başka bir yaza
şaşırmadan daha fazla
günleri sayar mıyım
bilmiyorum inan ama
rakamları sevmiyorum
rakamları dedim
elini çek dudaklarından
bir uzvunun
kırılması kadar
acıtıyor bir yaz(g)ı
saçının telinden
ayak parmak uçlarına
kadar değişiyor
iklimlerim/ıslak..
kim bilir belki de
kördü bu düğüm
demeliyim
sana ben.......
dedim de kırıldı sesim
bir nota aralığında
bir şeyler yapmayı
dilemiştim sana
izlemeyi birkaç şeyi seninle
hiç dönmemeyi
gitmediğimiz yerlerden
biraz balkon
birkaç basamak merdiven
ve b.akışını görecektim
arkanı dönüp
ne kadar sürecekti
önemi yok
şu an yapmak istediğim
en belirgin iz bu
hatırlıyorum seni
yetmez mi?
yaşamak deme bana
ömür derim sana…
bende biliyorum
yastık altlarına
saklamayı hayallerimi
üç öğün kaldırmayı
göğün boşluğuna başımı
fısıldarken kulağıma
bir masal kahramanı
kalmadı bir kule
kurdele
çözülecek bilmece
bir uzaklık ve
uyanması gereken
uzaklardan öpülecek
bir yüz
çünkü bende
ne kadar olduğunu
bilmiyorsun
ısırma alt dudağını
kıyamam
derin izler taşıyorsun
orada..
ve sen ki sevgili;
mayıs
mayıs gibisin
yüreğimde bir tek sen
hep AY.nı gibisin..
(...)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.