6
Yorum
29
Beğeni
0,0
Puan
617
Okunma

bil/iyorum..
seninle aramızda hiçbir şey yok.
bil/iyorum benimle aranda hiç......
sadece yağmur yağdığında sızan, o toprak kokusu ve o ıslak sıcaklık ki yerin ıslaklığında çırılçıplak tabanlarımızla, uykusuz geniş gün batımlarına doğru akıyorduk/bir ağaç gibi, sonbahara bırakarak yapraklarımızı..
kilometrelerce öteden
hissedip ruhlarımızı
bir şey vardı aramızda,
adını koyamadığımız
ve ben,
yüreğimdeki senli günlerin
kuytularında geziniyordum
vakit buldukça ve sıkça
o yüzden unutamıyor
her gün yeniden
sonuna uyanıyordum
gördüğüm rüyanın
sen..
acemi bir rüzgardın
kendi savrulmuşluğunda
esmeye çalışıp,
yorgun kanatlarınla
uçmaya çalışan Aşka
kekeme bir alışkanlık gibi
bulaşırken dilime.
ikimiz ise;
ne çok kelimeydi
kendimize...
bana yazılmayan sözlerin
ayrılırken dudaklarından
bir tekrarın
terk edilmiş hali gibi
sus.arken yüzün/ıslak
aynı anılarda/anlarda
dem tutarken yüreğimiz
uyanırken şehir sana,
kokluyorum
seni tüm korkularına
korktuklarına inat
karanlığın sabaha
merhaba dediği
anlarda
titriyor yüreğim
sen ki direnişim
tekil yalnızlığım
bir iç savaşa
benziyordu yüreğin
sana mı benziyor
senden ç.aldığım hislerin
acemi bir telaş vardı
dudaklarında
ensemde gezinirken izin
ve bazen;
turuncu,siyah,mor
bilirsin işte
zaman öyle başladı
üzüldüm…
dar vakitlerde
kaleme alırken seni
içime daral geldi
bu yüzden
buruşturdum yüzümü
dudaklarımın arasında
sıkıştırdım senli harfleri
ellerim mi titriyor?
hayır,
parmak uçlarımın
dokunsallığı artıyor
içersinden sen geçen
harflerin ıslaklığında
ciğerlerime dokunurken
koku.n..
sakın deme
hissetmedim seni hiç
sakın deme titremedi tenim
ve ısınmadı/soğumadı
çekilmedi kanım
akmadı sularım
kendi çağlayanımda
minnacık bir gülümseme
ufacık bir sinir
düşmedi yüzüme deme...
şşş kesme sözümü
sinir olurum bilirsin
krem kokan ellerinin
arasından
serbest bırak saçlarını
ve gel şimdi yanıma
gel/usulca ve kimsesiz
he-ce-le-ye-rek
söylüyorum adını
he-ce-le-ye-rek
bakınıyorum
her yere
yoksun...
ve he-ce-le-ye-rek
kendime geliyorum...
tavan arasında
kitlenmiş sandıkların
açılmayan sırları var
hiç öpmediğim
avuç içlerinde
bilirdim.
bir kenti durduk yerde
terk edemezdin
evet evet
bir kenti dedim
ve ben
kendimden
henüz bahsetmedim
yokluğunda
o kadar çoksun
bende/bu bedende...
yokluğunda
martılara atılmış
denizin yüreğinde
seken
taşlar çarpıyor
göğüsüme
ve işte ben
bu yüzden
hiç hedefim olmadan
sana geliyorum
yüreğindeki
yüreğimdeki
mavi izden
kapılardan
yollardan
denizin
tam ortasından
sana diyorum
sana..
diş aramda
maydanoz kırıntısı yok
ve geçti ağzımdaki
keskin soğan kokusu
yeter çevirme başını
sakin ol
lütfen sakin ol
ollll !
sadece ol
kapat gözlerini
ve öp beni
ciğerlerime
dokunsun nefesin
sarmaşık gibi sar beni
aklımda geçmiş,
senli günlerimden
hatıralar var
beraber gülüyorduk
ya hani
hani bir gün
çok kızmıştım sana
mızıkçılık yapmıştın
offf bilmem
hangi gündü sorma
yüreğime düşüyor işte
an.sızın
zaman.sızın
kime benziyorsun
güldüğünde?
ıslandığında
sonra
sırılsıklam
terlediğinde
bu sırt
kime benziyor?
öğrenemedim.
neyse
neyse ne
özledim seni tamam mı
özledim dedim tamam mı?
açık/saçık
özledim..
(...)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.