14
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
596
Okunma

Rahmetli şer idi, çok dua aldı,
Duyuldu selası, gelen olmadı.
Bir gözü açık da kapıda kaldı,
Kalktı cenazesi, kılan olmadı.
Çok çekti felekten, "sahi" denmedi,
Sanatkârdı çırak, "dâhi" denmedi,
Emekçiydi usta, "âhi" denmedi,
Yüzüne bir sahi gülen olmadı.
Hep bekledi kapı, neyin çalmadı,
Yağdı yağmur, kırık testi dolmadı.
Çok iti doyurdu, kimse bilmedi,
Aşına bir lokma bölen olmadı.
Ekmeği nasırdı, ter idi aşı,
Adını taşırdı, dik idi başı.
Hiç kimse dökmedi damla gözyaşı,
Adını rehberden silen olmadı.
Bülbül idi güle, dökerdi beyit,
Çok şeyler bıraktı ardınca öğüt.
Onun için kimse yakmadı ağıt,
Ardı sıra bir def çalan olmadı.
Emeğe mi yanak, em’e mi yanak?
Ateşe mi yanak, deme mi yanak?
Dedi: "Neye yanak, gel biz uyanak,"
Uyanış ahdini bilen olmadı.
Kör gözünü açtı, zahiri bilmez,
Ne Kadir’i tanır, Tahir’i bilmez,
Koç’u başta taşır, Mahir’i bilmez.
Hatırda gönülde kalan olmadı.
Âşıklar gördüğü ahidi yazar,
Derler; yaşadığı muhiti yazar,
Çağın gerçeğini şahidi yazar,
Öldü, bir Fatiha salan olmadı.
Ahbabım der; avam aynaya baksa,
Görse sıfatında nur neyin yoksa,
Koğu, gıybet, gurur, kibir de çoksa,
Okusa da hisse alan olmadı.
18.04.2026 | AHBAB HASAANİ
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.