0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
507
Okunma

gelme diyorum sana
bu sarı alarm
bir intihar provası!
gözlerindeki buğulu bal rengi
hangi morgun ışığından çalınma?
saçların parmaklarıma dolanan birer infaz ipi
her telinde binlerce faili meçhul cinayet saklı
teninin sert kemikli vakur duruşu;
bir travestinin kırık aynasındaki son vedası kadar gerçek
ve o kadar sahte
sana dokunmak
cerrahın eldivenindeki taze kanla sevişmek gibi;
hem hayat veren
hem de celladın son sözünü fısıldayan kulağa
senin şu kadim şu kirli kokun yok mu ah...
baudelaire’in kustuğu afyonlu rüyaların kokusudur bu!
bir mabet fahişesinin terinde boğulmuş
ve
tarih kitaplarının arasında ezilmiş aşkın
isli genzi yakan rayihası
yasak bir ayinin tam ortasındayız işte yine
sırtındaki buğulu kavisler
şehrin arka sokaklarındaki kirli sırlar gibi
öyle sıcak ki g-izli gamzelerin
dokunduğum yeri değil
doğrudan ruhumun çıplaklığını közleyen hararet kuyusudur her biri
sayımsız kum taneleridir " bir kez daha" ların...
seni çekmiyorum içime artık
kendi cesedimi
senin sahte sarı
lanetli güzelliğine diziyorum nefes nefese
sesin... tok hırçın tını
katedralin yıkılışındaki son çatırtı
dahi
dev bir aşkın boynunun kırılma sesindeki hırıltı
her öptüğümde seni
bir inancın daha mezarını kazıyorum bedenime bu yüzden
her düşlediğimdeyse
tanrı’yı uykusundan uyandıracak kadar küfürbaz oluyorum işte
hadi git şimdi
sahte sarı efsaneni de
buğulu yalanlarını da al yanına...
bu gece ben
senin genzimi yakan yoğunluğunda
kendi cehennemimi baştan
en baştan mühürlüyorum
çünkü
sen bir kadın değil
bir şairin jiletle kesilmiş son dizesisin artık...
AykanT.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.