2
Yorum
10
Beğeni
0,0
Puan
388
Okunma

Kutsal n-ur gibi büyüyor içimdeki kadim çözülme
Lapis lazuliden sızan zehir ruhumun kehribar damarlarında
İnfisih bu; ne bir veda ne de intihar sessizliği
Sadece varlığın kendi kusuruyla tanışıp un ufak olması...
Bak, mermer dudaklı tanrıçaların etleri nasıl da bayat dahi kokuşmuş
Aşk bir katedralin rutubetli mahzeninde küf tutmuş şarap ekşisi nicedir
Şehvetse;
Paslı neşterin ipek ten üzerinde, kendi günahını ararken çıkardığı o tiz ve metalik çığlık!
Romantizm mi?
O, üretken bir şairin son öksürüğündeki kan çiçeği
İki iskeletin boşlukta birbirine çarpma gürültüsüdür çünkü haylidir tin-cinselliğim
İnançlarım, elimdeki kadim tesbihin kopan ipinden dağılan taşlar gibi;
Kuka yanar, Oltu söner geriye sadece kara bir "hiç" kalır...
Unutma;
Ağzı dikilmiş dervişlerin boğazlarında düğümlenen yılanlar gibidir dualar
Ruhun en zarif takısıdır bu yüzden günahlar... Boyunlardaki en ağır gerdanlıklardır tüm inançlar!
Gökyüzüm ters çevrilmiş mezar kapağı kadar yakın dahi soğuktur şimdi
Ve
Yıldızlar...
Ah o yıldızlar...
Tanrının karanlığa saçtığı kırık cam kırıkları sanki her biri, nasıl da keskinler bir bilsen ah!
Parçalanıyorum *be sevgilim anlasana; ama bu parçalanış estetik bir şölen
Çürüme değil asla, maddenin manadan istifası
Aşkın kutsal yalanı tenin vahşi gerçeğiyle ne vakit çarpışsa, ortaya çıkan dumanla boğuluyorum
Huşu içinde...
Nefes nefese...
Ki
Birer ceset torbasıdır kelimeler artık, anlamlarıysa uslanmaz firariler
Son vals peşinde birbirinin gırtlağına çöküyor zıtlıklar
Bittiğinde bu lanet infisih, ne bir iz kalacak benden ne de gölge
Sadece boşlukta asılı duran kadim ve karanlık o müzik: ( unutmamışsındır umarım)
"Dağılışın, yok oluşun ve nihayet özgürleşmenin ihtişamı"
AykanT.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.