5
Yorum
26
Beğeni
0,0
Puan
823
Okunma

Surf yada ayetler boyunca silerek benim sandığın her şeyi.. özlemler süzülürken kipriklerinin sarnıçlarından,
ihtirasım ses ve yankı bırakıyor bedenime..terin kaçıyor genzime ve ben deniz oluyorum..ahh benim sınır/-sızım..derin yaram.ince sızım.yurt sayıp, senin
yüreğini. pembe istiridyeler toplarken ıslak sahilinden,
titriyor biliyorum bedenin, içerisinden adın geçmeyen
harflerle..
demirbaşlarını eksilterek
defterimden
senin için hacimler
açıyordum yüreğimde
içime sığması
için/içiM ki
kısa metrajlı
bir film gibi
alt yazısız..
sadece izliyordum.
izliyordum çünkü
dokunmak istiyordum
en acımayan yerlerine,
usulca.
bir masal kentinin
haritası vardı
avuç içlerinde
Araf/ım oluyordun benim...
bir adım sonran kor/
sana dokunmaksızın,
çöllerine su taşıyorumdum
uzaktan..
kuraklık,
dudağımdan
tenime doğru
kimsesiz kalıyorum
en ücra köşesinde
aklımın.
uykusuz/
saçlarımı
savuruyorum
sırtındaki
uçurumlardan
düşerken/
denizin yeşile
karanın çakıla döndüğü
zeytuni bir gecede,
renklerin karmaşasını
düşünüyorum
sessiz bir ihtilal bu..
kürek kemiklerime
sokulan
tedirgin edilmiş
o gök olayı
yıldız tozu ve
kokusu teninin
çıkmaz sokaklarında,
illegal bir bildiriyi
taşıyor gibi
yarı açık omuzlarında..
mavi bir bulutun
terkisindeyim
heybemde dağlarından
ç.aldığım patika
avuç içlerimde
gelişi güzel
sorgular
dil sustuğunda
konuşan uzuvların
anlattığı
lisan bilmeyen
bir masalda
Asa/sı Nil’e aşık
kozasını yırtmaya
çalışan
kelebek gibiyim.
salondan odaya
ve sonra
duvara dokunan
parmak uçlarıN kadar
yüreğimi acıttı
düşlerimdeki şeytan!
senden yana dönüp
yatsam bu bir suç
bu bir suç ki
E.kinleri tutuşan
Halkların
üstünde bazen
bazen korunda yerin
altında duyuluyor
sesleri
hücrehücre
can alan
o çığlığın
yer kaplayan
ağırlığı,
kirpikleri ok!
vuruldun sen
oğlum diyor
gözümde dudağı kalan
ne bilsin yara taşıyana
merhem olduğunu
içimde gözlerinin
ruhumun tanık olduğu
bedenler gibi
yaslanıp gölgene
bir öykü kenti
dinledim usulca.
kelimelerinin sesinde
muhteşem bir tını ki
iki dudak mesafende
hiç olmadığımı
ve ölmeyeceğini
sanarak,.
genzime
kaçan harfleri
düşlerimde
yakıyordum
ara sıra
kaçışlarım oldu,
sonra dönüşlerim,
hiç gitmediğim
yerlerden
susarak,
susayarak sana/
sadece sana..
sen,
çocuk parkları
sessizliğinde,
kendi dışından,
içine karışırken
masum.
sanki
uzun zaman önce.
içinin sığınaklarına
dalıp,
sırtlayıp seni
bir mevsimden
diğerine taşıyordum
ıslak
hı hı
deniz oluyorduk.
ahh be bebeğim
içim derin,
içim ıslak
ve sırılsıklam
bir su göçü ki
ip uçlarımı
veriyordum
avuç içlerine,
beni bul,
çöz diye.
beklediğim
en kalabalık
yolculuklarda
otogar sessizliği
şimdi zamAn
yüreğim,
Mekke kadar
dayanıyor
yüreğine..
ateş çemberi içim.
ahh be içini yediğim
doruklarına
uzanır gibi tayların
toynak toynak ovaların
derinliklerindeyim.
"içindengeçiyoriçim".
yalnızlığın geniş
zamanlarında
apansız,
başladığı yere
geri dönerken
zaman, ansız.
sürgün günlerimden
dönüyorum
şimdi sana.
çıkmazlarındayım
sokağının.
göğüs kafesinde
hapsolmuş
bir kuş oldu içim
desem sana/
hani sadece desem.
anlasana su ve çelik
zerrenin kendisine
dönmesi gibi.
sonbaharlarında,
kapı eşiğine
d.üşüyorum
sere serpe,
yaprak yaprak ki
dağılıyor
ve dağlanıyorum
tüm coğrafyalarına.
oysa ben,
teğet geçip
kürek kemiklerini
şarampollerinden düşüp,
kaygan patikalarının,
dayanıp duvarlarına,
sırtımı yaslamıştım
sana.
sahi,
neden dönemez insan
hiç gitmediği yerlerden
kendisine bile.
bir nefes çekip
teninden
nikotin sabahlarında,
duman duman
sar istedim
ciğerlerimi.
kuşat,
yapış ve ıslat sonra
ağaçların ve dallarınla.
suların ve aynalarınla.
çünkü ben,
sırlarımı kazıyıp,
sol göğüsünün altına
kader çizgilerinin içine
gömmüştüm kendimi.
ölümlü bir çığlık gibi
su-su-yo-rum sana/
ama sonra...
yatağında nehir
gözlerimde
Antik bir rüya
canımın ucuyla
çizerken
yaşamsallığıma seni
aşkı biledim
her ölen yerine
ben istedikçe
sen gittikçe
O buldukça
yinede geçemedim
resimlerde
eksik fırça darbelerinin
izlerinden yani senden
tamamlanmamış tuvalim..
(...)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.