0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
75
Okunma
Babamın kaderi diyorlar bana,
omuzlarıma yüklenen görünmez bir miras gibi…
Adımı çağırıyor geçmiş,
ben daha kendim olmadan.
Aynı suskunluk var dilimde,
aynı yorgunluk gözlerimde,
aynı yarım kalmış cümleler
geceye düşüyor içimden.
Sanki onun ayak izlerinde yürüyorum,
ben seçmeden çizilmiş bir yolda…
Her adımda biraz daha
ona benzediğimi hissederek.
Babam da böyle miydi?
Kalabalıkta yalnız,
evin içinde yabancı,
kendi kalbinde misafir…
Soramadım.
Belki o da anlatamadı.
İki suskunluk arasında
büyüdüm ben.
Kader mi bu,
yoksa öğrenilmiş bir sessizlik mi?
Bana bırakılan bir hikâye mi,
yoksa yazmaya korktuğum kendi hayatım mı?
Bazen kaçmak istiyorum,
ama nereye gitsem
aynı gölge peşimde:
babamın yarım kalmışlığı.
Ama bir şey var içimde…
onun yaşamadığı bir cesaret,
onun söyleyemediği bir söz,
onun yarım bıraktığı bir umut.
Belki kader dediğim şey
devam etmek değil,
tamamlamaktır.
Ben onun gibi olmayacağım demiyorum,
çünkü içimde o da var.
Ama onun kaldığı yerde
ben durmayacağım.
Bir adım daha atacağım,
bir cümle daha kuracağım,
bir kapıyı daha açacağım.
Babamın kaderi benim başlangıcım olabilir,
ama sonum olmayacak.
Çünkü ben artık biliyorum:
aynı hikâyeden gelmek,
aynı sonu yazmak zorunda değil.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.