1
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
153
Okunma

Kadir Baba"
Yine şehrin o ıslak, sessiz yollarına düştüm…
Kadir Baba’ya rastladım.
…
-hayrola evlat bu saatte?
gül goncası mı arıyorsun? Yunus Emre gibi
-ah be Kadir baba beni bir sen anlarsın
akşam yola düştüm ,
güneş doğmadan bir güle rastlarım da
onun zikrini seyreder,
yeniden aşık olurum diye”
-evlat bülbül olmayı kabul eder misin?
-dikenine razıyım gülün”
-gülün dikeni acıtmaz aşıksa maşuğun elini lakin...
-lakin nedir baba? Dedim
-dinle evlat!
bülbül olmak,
zikreden gülün etrafında dönüp demlenmek değil
kanatlarını onun üstüne örtüp korumaktır.
-Bilir misin sen bülbül demlenince neyi anlatır?
güle aşık olacaksan bunu bilmelisin evlat”
-anlat baba” dedim.
-kalbi yakan, ruhu yakan,
bedene sığmayan yangını anlatır
bülbül çavuş kuşlarının gülün üzerine düşen
çiğ damlalarını içtiklerini gördükçe kahrolur
derdi damlalar değildir ,
gül yaprağını döktükçe akıttığı gözyaşıdır
o gözyaşları kalbine kurşun gibi işler bülbülün
sığmaz gönlüne,
yüreğinde tutamaz artık kor ateşleri
etrafında serenat yaparken söylediği tüm şarkılar
birer köz parçası olur düşer yüreğine,
dilini yakar lal olur! lal olmaya hazır mısın evlat? Dedi
-ah be Kadir baba!
aşk kalbin yamaçlarında dalgalanmaya başladığında
gökyüzüne dokunasım gelir
dil lal olsa ne olacak?
güle olan sevdam
dilimden değil , ruhumdan süzülür
bülbül gülün kokusuna, zikrine aşık
söyle vazmı geçeyim
Samira’nın emanetine güle sevdalanmaktan?.
-Hadi var git oğul yetiş gülün zikrine…sen yanmışsın zaten”
Sustum …yağmur üstüme yağarken
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.