0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
22
Okunma

Yüreğimde dinmeyen bir sızının ayak sesleri var,
Her gece aynı kör kuyuda boğuluyorum sessizce.
Gözlerimdeki bu kanlı uykusuzluğu sakın sormayın,
Uykular haram oldu, rüyalarım firarda
Yıkık bir duvarın dibinde unutulmuş gibiyim,
Üstüme kar yağıyor, ruhum buz kesmiş.
Neden bu kadar üşüdüğümü artık sormayın,
Güneşim söndü, baharım yok benim.
Kırılan umutlarımın parçaları batıyor canıma,
Attığım her adımda bir parça daha eksiliyorum.
İçimdeki acılarımı bana sormayın,
Can olan bendim canımı alan başkası.
Duvardaki saat bile artık hüzne kurulmuş,
Zaman geçmiyor, saatler durmuş,
Yarın güneşin doğarmı diye sormayın,
Benim karanlığım artık şafakta bitmiyor.
Bir avuç kül kaldı elimde koca bir ömürden,
Savuruyorum rüzgara, savurdukça yanıyorum.
Neden küle döndüğümü sakın bana sormayın,
Ateşi ben yaktım, yakanı canım oldu.
Boğazımda düğümlenen o hıçkırık gitmiyor,
Yutkunmak bile bir savaş gibi artık içimde.
Dilimin neden sustuğunu sakın sormayın,
Sözler bitti, feryadım sessizliğe büründü.
Eski fotoğraflara bakıp ağlamayı unuttum,
Gözpınarlarım kurudu, akmıyor göz yaşlarım,
Nasılsın diye bana artık sormayın,
Dışım göl olsada içim çöl benim.
Şimdi bir veda mektubu gibi yarım kaldı her şey,
Mürekkebim bitti, kalemim can çekişiyor.
Derdin ne zaman son bulacak diye sormayın,
Mezar taşım dikilmeden acılarım bitmez benim.
Mezar taşım dikilmeden acılarım bitmez benim.