26
Yorum
56
Beğeni
5,0
Puan
430
Okunma

Döne’nin Ağıdı;
Kırşehir’in rüzgârı sert eser derler.
Ama kimse söylemez;
sert olan rüzgâr değil, bekleyiştir.
Saçları süpürge gibi savrulurdu rüzgârda;
kimine göre dağınık,
kimine göre kaderine küs.
Asker yolu gözledi bir ömür.
Yol dediğin toprak,
toprak dediğin vatandı,
vatan dediğin ise bir kadının bekleyişiydi çoğu zaman.
“Memmediiiim…” derdi.
Adını uzata uzata,
hecelerine sarıla sarıla.
“Memmedim Memmediim,
sana bakar ağlarım…”
Sesi ne bağırıştı ne feryat,
sadece yerinden kopmuş bir kalbin yavaş yankısıydı.
Bakacak bir yüz kalmayınca
göğe baktı.
Toprağa baktı.
Bir de kendi ellerine.
Kaderine…
Şehit haberi köye rüzgâr gibi değil,
taş gibi düştü.
O günden sonra Döne,
biraz kadın,
biraz yetim,
biraz da deli gibi yollara düştü.
Belki kaderi döndü durdu diye,
belki de acısı bir yere varamadığı için.
Deli dediler.
Çünkü unutmadı.
Çünkü herkes sustuğunda o feryadını küfürle bastı.
Saçını toplamadı.
Kimse anlamadı bunun yas olduğunu.
Kimse anlamadı bunun vazgeçememek olduğunu.
Kimse anlamadı bir kadının
unutmayarak yaşadığını.
Oysa Anadolu’da bazı kadınlar,
akıllarını değil,
umutlarını kaybettikleri için delidir.
Çünkü kadın acıyı uzun taşıyınca
toplum huzursuzluğun yeridir.
Çünkü kadın unutmazsa
herkes hatırlamakla ehildir.
Döne, döne döne köyün içinde,
adını taşıdığı kader gibi,
hep aynı cümleye çarptı:
“Memmedim…”
Oysa Döne delirmedi.
Sadece hayatın devam ettiği yere
bir daha geri dönemedi.
Kadınlar bazen bir ismi ömür boyu taşır.
Bir mezar taşına yazılmayan
ama kalplerine kazınan bir ismi.
Ve kimse bilmez;
Bir kadının ağıdı,
bir adamın ölümünden daha uzun yaşar.
Ve kimse bilmez,
bir ağıt kaç yıl sürer.
Ve bazı kadınlar vardır…
Mezar başında değil,
hayatın ortasında
yas tutarlar.
Beyhan Aral
27.02.2026
5.0
100% (28)