5
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
140
Okunma
SÖZ;
Nihayet kendimle başbaşa kalıyorum.
İstemsizce sokak seslerine kapılıyorum.
Kahvemi yudumlarken,
Çiftlikten,bebeklere süt getiren sütçü amcayı selamlıyorum,
herkese süt dağıtan sütçünün,
lifli çuvalından bir demet lale uzatarak gülümsemesi içimi ısıtıyor.
Lalelerin yapraklarını okşarken “enflasyon da çok yükseldi” diye düşünmeden edemiyorum.
Bu aralar saçlarımı taramıyorum.
Bahçeyi süpürürken asmayı budamak için geç kaldığımı, bir de saçımı süpürge ettiklerimin çöp olduğunu fark ediyorum.
Yan bahçede komşular konuşurken duyuyorum,
Turan amca vefat etmiş,
Ermeni bir ailenin babası çocuklarımın da komşu dedesi Turan amca.
Komşular duymamam için sessizce konuşuyor aralarında.
Üzülmemem gerektiğini söylemişti çünkü doktor onlara.
Ben Turan amcanın mezarını açıp bakıyorum, “çok da gençtin”diyorum, üzülüyorum.
Komşular konuşuyor,
Bir martı kanatlarını çırparak selamlıyor Turan amcayı semadan.
Asmalarım yaşlanmış, sütçü amca da, martı da…
Kim endişe içinde oturmadı
kendi kalbinin parmaklıkları arasında.
Hangimiz gölgesinden korkmadı
Kendi kalbinin perdesi karşısında.
Gözlerimin etrafındaki kaz ayaklarına bakıyorum
“maske yapsam, fondöten sürsem kapanır mı acaba zamanın izleri?”
“Eeee yaşlanıyorsun canım kendim” diyorum,
“Sen böyle de güzelsin” diyor canım Hüba.
Kadıköy sokaklarında yürüyen kaz ayaklarıma gülümsüyorum,
keşkeleri kapatabilir miyiz acaba caddede.
Martı gökyüzünde.
Mavi kuş martının gölgesinde.
İçime sığdırabilirdim yıldızları bile.
Kedim şımarıyor ayak ucumda,
sanki o da süt istiyor sırnaşarak.
“sen mutluysan ben de mutluyum” diyor usulca,
uzanmış yatağına boylu boyunca,
sakallarına dokunuyorum,
tütün kokusu karışıyor ruhuma,
bir insan bu kadar mı güzel hemhal olur aşkla
“sen mutluysan ben de mutluyum” diyor uykuya dalarken usulca.
Ne kadar da güzel “kadınım” diyordu oysa…
Kedim sokuluyor aramıza,
sütten beyazlamış bıyıklarıyla.
Beyazlayan saçlarımı fırçalıyorum,
Boya ahenkle süzülüyor saçlarımda.
Kalbi parçalanıyor,
Ben ise “mutluyum” diye mutlu olanın yaralarına sarılıyorum ahiret uykusunda.
Oturmuş sessizce ağlıyorum yatağın ucunda.
Enflasyon tavanda,
Komşular bahçede,
Turan amca kabirde,
Sütçü çiftlikte,
Laleler vazoda,
Dağlarda kekik açmış.
Kedim süt tasını devirmiş,
Asma yaşlanmış,
Ser’de ayrılık,
Ben, içi enkaz dışı çiçek.
iki söz arasında binden fazla fark var aslında
ama yine de en iyi bir kadın bilir nasıl acınacağını iki söz arasında.
Bu bir şiir değil,
ahirete yazılmış bir söz
gerçeklik kapsamında.
Beyhan Aral
16 Nisan 2022
5.0
100% (4)