"akıl...sevecenlik...cesaret...bunlar insanın, dünyanın her yerinde kabul edilmiş üç manevi değerdir." (confucius)
Halil GÜLEL
Halil GÜLEL

FN - AŞK NEDİR ? - 1 - devam…

Yorum

FN - AŞK NEDİR ? - 1 - devam…

( 2 kişi )

1

Yorum

3

Beğeni

5,0

Puan

105

Okunma

FN - AŞK NEDİR ? - 1 -  devam…

FN - AŞK NEDİR ? - 1 - devam…

AŞK NEDİR ? - 1 -

FİLOZOF NOHUTÇU ÇOK ÜZGÜN

Aziz kardeşim, Mollamız İbrahim HELVACI Hakk’a yürüyüşünün kaçıncı yılı oldu bilmem ama hala yüreğimizde taptaze hatıraların yaşıyor. Emir Allah’ın. Vuslatın hayırlı, mekanın cennet, komşunuz Sevgililer Sevgilisi olsun.

İBRAHİM HELVACI’nın sorduğu soru ile kubbede bir hoş seda kaldı. Canı gönülden bir Fatiha hediye etmeye davet ediyorum.

1.

FİLOZOF NOHUTÇU ÇOK ÜZGÜN

Aziz kardeşim, Mollamız İbrahim HELVACI Hakk’a yürüyüşünün kaçıncı yılı oldu bilmem ama hala yüreğimizde taptaze hatıraların yaşıyor. Emir Allah’ın. Vuslatın hayırlı, mekanın cennet, komşunuz Sevgililer Sevgilisi olsun.

İBRAHİM HELVACI’nın sorduğu soru ile kubbede bir hoş seda kaldı.

OL DA GÖR DERİZ

Filozof NOHUTÇU’ya İbrahim HELVACI soruyor; "Aşk nedir?" Filozof Nohutçu, cevabı aşağıdaki şiirde veriyor.

OL DA GÖR DERİZ

1.
İbrahim HELVACI güzel bir konu;
Aşk nedir diyene ol da gör deriz.
"Ol" demenin evvel aşktır sebebi
Aşk nedir diyene bul da gör deriz.

Bu dörtlük, şairin (Halil GÜLEL) aşk ve tasavvuf anlayışını yansıtan derin bir metin olarak değerlendirilebilir. Tasavvuf, sevgi ve aşkı Tanrı’ya ulaşma yolunda bir araç olarak görür. Şimdi bu dörtlüğü kültürel, edebi, sanat ve tasavvuf perspektifinden inceleyelim: Burada aşk kavramı, sadece bir duygunun ötesinde, varlığın özüne, yaratılışın sırrına ve insanın kendi hakikatini bulmasına işaret eden bir metafizik anahtar olarak ele alınır.

Bu dört mısra, hem edebî sanat inceliği, hem tasavvufî düşünce derinliği hem de ahlaki öğreti bakımından dikkate değer bir örnektir. Dörtlük, hem edebi incelikleri hem tasavvufun öğretilerini hem de ahlaki yönlendirmeleri içinde barındırır. Bu şiirin bütünü, üç boyut üzerinden incelenecektir: edebî açıdan, tasavvufî açıdan ve ahlaki / öğretici açıdan ele alınacaktır.

Kültürel açıdan bu dörtlük, Türk halk edebiyatı ve tasavvuf geleneğinin izlerini taşır. Türk kültüründe aşk, derin bir manevi anlam taşır. Hem halk şairleri hem de tasavvuf erbapları aşkı, insanın yaratıcıya olan sevgisinin bir yansıması olarak ele almışlardır. Aşk burada sadece dünyasal bir duygu değil, aynı zamanda ilahi bir arayış ve sevgidir. “Aşk nedir diyene ol da gör deriz” şeklindeki ifade, aşkın tanımını basit bir şekilde yapmanın yetersiz olduğunu, ancak aşkı yaşayan ve içselleştiren birinin anlayabileceğini anlatır. Bu, aşkın soyut bir kavram olmadığını, ancak deneyimlenmesi gerektiğini vurgular.

Ahlaki ve öğretici bir yön olarak bu dörtlük, okuyucuya sadece felsefi bir mesaj değil, aynı zamanda ahlaki bir davet sunar. “Ol” fiili, insanın kendi olgunluğunu, kemâl yolculuğunu ve içsel dönüşümünü çağrıştırır. İnsanın olgunlaşması, kendi benliğini bulması ve “insan-ı kâmil” mertebesine ulaşması için aşk şarttır.

“Aşk nedir diyene bul da gör deriz” mısraı, arayışın ve çabanın önemini öğretir. Aşk, zahmetsiz elde edilen bir şey değil, aranan, bulunması için gayret gösterilen bir hakikattir. Bu anlayış, tasavvufta “mücâhede” (çaba, nefs mücadelesi) kavramıyla örtüşür. Yani aşk, kendiliğinden gelen bir duygu değil; emekle, arayışla, sabırla kavranan bir hakikattir.

Bu yönüyle şiir, okuyucuya ahlaki bir ders verir: İnsan, aşkı sadece kitaplardan okuyarak değil, emek vererek, çile çekerek, arayarak kavrayabilir. Bu ahlaki bakış, okuyucuya şu dersi verir: Hakikate ulaşmak için sadece teorik bilgi yetmez; yaşantı, arayış ve sabır gereklidir. Tasavvuf açısından konuya bakacak olursak; tasavvuf felsefesinde (düşüncesinde) aşk, Allah’a duyulan derin bir sevgi olarak tanımlanır.

Tasavvuf geleneğinde aşk, Allah’ın “kün/ol” emriyle yaratılışın başlangıcına dayandırılır. “Ol” sözü, varlık âleminin meydana gelişine işaret ederken, burada “Ol demenin evvel aşktır sebebi” mısrasıyla bu kozmik hakikati hatırlatır. Yani, Allah’ın yaratma iradesinin ardında aşk vardır; âlem, aşk sebebiyle vücuda gelmiştir.

Tasavvufta aşk, yaratılışın sebebidir. Şairin “Ol demenin evvel aşktır sebebi” mısraı, Kur’ân’daki “kün/ol” emrine (Yâsîn, 36/82) telmihte bulunur. Mutasavvıflara göre Allah’ın “Ol” emri, varlık âlemini ortaya çıkaran ilk ilahi hitap ve buyruktur. Fakat bu emrin ardında aşk vardır; çünkü Allah, “Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, mahlûkatı yarattım” kudsî hadisiyle işaret edildiği üzere, aşk sebebiyle bilinmeyi murat etmiştir.

“Ol da gör” ifadesi, aşkın deneyimsel bir yolculuk olduğunu anlatır. Yani aşk, sadece sözlerle veya düşüncelerle değil, pratikte yaşanarak anlaşılabilir bir olgudur.

Bu bakış açısı, Mevlânâ’nın “Aşksız olma ki ölü olmayasın” sözünü hatırlatır. Yunus Emre’nin “Aşkın aldı benden beni / Bana seni gerek seni” dizeleriyle aynı çizgide, aşkı yaratılışın özüne yerleştirir. Şairin dizesi bu geleneği devam ettirmekte, aşkı sadece bireysel bir duygu değil, varlık ve hayatın temelinde yer alan ilahi ilke olarak göstermektedir.

Bu dörtlük, tasavvufun temel ilkelerinden biri olan fenafillah (Allah’ta yok olma) anlayışını yansıtır. İnsan, aşkı deneyimleyerek Tanrı’ya ulaşır ve aşkın özünü “görür.” Ayrıca, “ol” kelimesi, bir varlık hali olmayı, bir deneyim kazandırmayı ima eder. Tasavvufi anlamda, insan önce aşkla birleşir, sonra bu birleşme sayesinde gerçek aşkı ve Yaratanı tanır ve bilir.

Tasavvufî ehline ve öğretisine göre aşk, kelimelerle tarif edilemez; çünkü tarif edilen şey sınırlanmış olur ve ancak “hal ilmi” ile yaşanır. Bu, tasavvufta “hal ilmi” ile “kal ilmi” arasındaki ayrımı da gösterir: Kal (söz) anlatır, ama hal (yaşantı) gösterir.

Onun için şair, “Aşk nedir diyene ol da gör deriz” ifadesiyle, aşkın yaşanarak idrak edilmesi gerektiğini söyler ve tecrübeyi sözün önüne koyar. Burada “olmak”, kişinin kendi benliğini dönüştürmesi, nefsinden sıyrılması ve hakikate yönelmesi anlamına gelir.

Edebi yorum bakımından dörtlükte kullanılan dil, hem lirik hem de öğretici bir yapı sergiler. “Ol” ve “gör” kelimeleri, bir eylemi ve deneyimi ifade eder; bu, aşkı tanımlamaya çalışmak yerine, onu bir yaşam biçimi olarak kabul etmenin önemini gösterir.
Bu, halk edebiyatında sıkça gördüğümüz bir motif olan “sözde değil, özde aşk” anlayışına da işaret eder. Aşkın, sözle anlatılamayacak kadar derin ve kapsamlı bir deneyim olduğu vurgulanır. Yani aşk, sadece öğrenilecek ve araştırılacak bir konu değil, yaşanması ve hissedilmesi gereken bir olgudur.
Dörtlük, halk edebiyatı geleneğini hatırlatan bir yapıdadır. “Ol – bul” kafiyesi hem ahenk hem de kavramsal paralellik sağlar. Şair, aşkı doğrudan tanımlamak yerine mecaz ve çağrışımla anlatır. Bu yönüyle, tasavvuf edebiyatının sıkça kullandığı “söyleyerek değil, sezdirme ile öğretme” yöntemini uygular.

Soruyu (aşk nedir?) bir tanımla değil, bir deneyim çağrısı ile cevaplamak; okuyucuyu pasif alıcı olmaktan çıkarıp, hakikati yaşama yoluna davet eder. Bu teknik, Yunus Emre’nin şiirlerinde de sıkça görülür: “Aşkın aldı benden beni / Bana seni gerek seni.”

Böylece şair, şiir sanatını didaktik ama aynı zamanda estetik bir işlevle ve kurallarla kullanır. Şiir sanatı açısında dörtlüğün ilk dikkat çeken yönü, geleneksel halk edebiyatı üslubuna yakın, ancak derinlik bakımından tasavvufi manayı taşıyan bir söyleyişe sahip olmasıdır.

Sanatsal bakışla dörtlük, bir tür “öğretici sanat” olarak da değerlendirilebilir. Tasavvufi bir bakış açısına göre, sanatın amacı, insanın içsel yolculuğunu ve ilahi aşkı keşfetmesini sağlamaktır. Bu metinde, aşkı anlamak için sadece mantıklı bir açıklama yeterli değildir; aşkın bir deneyim olarak yaşanması gerekir. Bu, özellikle tasavvufi şiirlerde sıkça gördüğümüz bir anlayıştır. Mevlâna’nın “Aşk, akıl ile değil, gönül ile anlaşılır” sözünü hatırlatır.
“Aşk nedir diyene ol da gör deriz” mısraı, soru - cevap kurgusuyla kurulmuştur. Bu, divan ve halk şiirinde sıkça rastlanan didaktik tavrı hatırlatır. Aynı zamanda “ol” ve “bul” kelimelerinin kafiyelenmesi, sözün akışına ahenk katmaktadır.

Şair, soyut bir soruya (aşk nedir?) doğrudan tanım yapmadan, imgesel ve çağrışıma dayalı bir cevap verir. Bu, edebi açıdan aşkın sözle tanımlanamayacak kadar geniş bir anlam taşıdığını; ancak yaşanarak, “olunarak” kavranabileceğini gösterir. Dolayısıyla şiir, okuyucuyu pasif alıcı olmaktan çıkarıp aktif bir deneyim yolculuğuna çağırır.

Sonuç olarak, bu dörtlük aşkın, tasavvufi bir yolculuk olduğunu, kelimelerle anlatılamayacak kadar derin ve deneyimsel bir olgu olduğunu vurgular. Hem kültürel hem de edebi olarak aşk, yalnızca akılla değil, kalp ve gönül ile anlaşılabilecek bir hakikattir.

Benim bu dörtlüğüm, birkaç mısrada derin bir öğretinin kapısını aralar. Edebi yönden ahenkli ve imgesel, tasavvufi yönden hakikatin özünü işaret eden, ahlaki yönden ise insanı kemale çağıran bir niteliğe sahiptir.

Sonuçta aşk, şairin dediği gibi tanımlarla kuşatılamaz; yaşanır, bulunur, “ol”un çağrısına icabet edilerek idrak edilir. Bu dörtlük, hem şiir sanatı açısından incelikli bir örnek, hem tasavvufi gelenek açısından özlü bir ders, hem de insanın yolculuğu için ahlaki bir rehberdir. Büyük şairimiz Abdurrahim KARAKOÇ’un dediği gibi, “Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban” mısrasında ifade edildiği gibi “aşkın” kalıplaşmış ve bir kurala uygun reçetesi yok; sadece “olmak” gerekiyor.

Bu dörtlüğümü, üç yönlü bir bütünlük arz eder: Edebî olarak ahenkli ve didaktik bir şiir örneğidir. Tasavvufî olarak aşkı yaratılışın sebebi kılan bir öğretidir. Ahlaki olarak insanı olgunlaşmaya ve hakikati aramaya çağıran bir rehberdir.
Sonuçta aşk, şairin işaret ettiği gibi, tanımlarla sınırlanamayacak; ancak “ol”un çağrısına icabet ederek, yaşanarak bulunabilecek bir hakikattir.

Kaynaklar:

Uludağ, Süleyman. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Marifet Yay., 2001.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. Mesnevî-i Manevî. Haz. Abdülbâki Gölpınarlı. İstanbul: MEB Yay., 1990.

Tatcı, Mustafa. Yunus Emre Divanı. İstanbul: H Yay., 2005.

Schimmel, Annemarie. İslam’ın Mistik Boyutları. Çev. Ergun Kocabıyık. İstanbul: Kabalcı, 2001.

Halil GÜLEL
Düsseldorf / 2025

NOT :
(Aşk Nedir Diyene Ol da Gör Deriz seri yazısı 12 bölüm olarak her gün bir yeni bölüm ile devam edecektir)

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Fn - aşk nedir ? - 1 - devam… Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Fn - aşk nedir ? - 1 - devam… şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
FN - AŞK NEDİR ? - 1 - devam… şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
ASIKLUZUMSUZ
ASIKLUZUMSUZ, @asikluzumsuz
1.3.2026 10:50:23
5 puan verdi
Merhaba Halil hocam
Arayan sorunun cevabını da mutlaka bulur
Denizli'den selam ve saygılar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL