0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
72
Okunma
Zamanın buz tuttuğu o kırık aynadasın,
Sen, hiç duyulmamış bir yankının rüyasındasın.
Güzelliğin; bir boşluğun dolmaya can atışın,
Sen, tanımı imkânsız bir sancının vahasındasın.
Gözlerin iki kuyu, içinde yıldızlar boğulur,
Bakışından sızan ışıkla, yeni dünyalar kurulur.
Kaderin o sert kumaşı, senin elinde yoğurulur,
Seni gören her fani, kendi nefsiyle savrulur.
Sesin, kurumuş nehir yataklarına yağan yağmur,
Varlığın, balçıklaşmış ömrüme katılan saf bir nur.
Seninle her fırtına, liman uykusuna mahkûm dur,
Senin kalbin, yeryüzünde sürgünlere tek huzur.
Kirpiklerin birer ok değil, sığınılacak birer sur,
Gülüşünde saklıdır, bin yıllık o kutsal mağrur.
Seninle geçen her saniye, zamanın alnında gurur,
Sevgin içimde her an, nabız gibi ritimle vurur.
Bir mısra değilsin ki, her okuyan seni bilsin,
Sen dilsiz dillerin içinde, en derin sessizliksin.
Göğsümün kafesinde, hiç sönmeyen o teksin,
İnsan sevdiğine "güzel" der, sen benim için her şeysin.
Kâğıt yansa da bitmez, sana duyduğum bu sancı,
Aşkın bende bir mülk değil, ebedi bir inancı.
Suretin geçer gider, kalır o ruhun o eşsiz tacı,
Sen benim hem dermanım, hem de o en tatlı acı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.