0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
92
Okunma
Nefis sefil eder
Ya sünnetullah ya nefis iki kılavuz vermiş Alllah
İslamın beş şartından oruç yeme-içme-cima eylem hal-duygu ve düşüncede rızacı ol diyor.Namaz kıyamda kıraatte secdede rızacı ol diyor...Zekat mala cana emanetçiyim de diyor rızacı ol nefisci selil eylemci halci duygucu düşünceci olma diyor.Hac İsmailler yetiştir diyor...hz Hacer annemiz gibi ol annelikte babalığın hz İbrahimin babalığı gibi olsun diyor...Şehadet sünnetullahcı ol deneyleri mürşit seç diyor...Deneyden ve vahiyden başka mürşidin olmasın diyor...rabçı ilahçı olmak sadece bu din sadece bu diyor...sefildir nefsi mürşit seçen diyor şehadet...şehadetimiz...
Sünnetullahçı ol rızacı ol rabçı ol...vahiyci ol nefisci sefilci olma der İslamın şartları farz olan eylem hal duygu düşüncedir...açlıkla yetinme terbiye kazan der İslamın beş şartıMüslüman olabilmek için sefillik için yemeden içmeden cimadan kaç.Rızacı ol yemede içmede cimada der ORUÇ
Müslümansan yüz çevir sefil beyinden eylemin duygunun halin düşüncenin sefilinden...Sefile komşuluktan akrabalıktan...
Ya rahim ya acıyan diyen eylemlere hallere duygulara düşüncelere sarıldık terörsüz ülke amacı uğruna ve başarıya iletti o eylemler
Her esma için bu duada ol Müslümansan...mesela Ya adil diyen eylemlere-hallere-duygulara-düşüncelere eriştir bizi de ..nasib et bize de...
﴾Bakara/130﴿ Kendine cahilce kötülük edenden başka kim İbrâhim’in getirdiği dini reddeder? Oysa biz, gerçekten onu dünyada seçkin kıldık; şüphesiz ki o, âhirette de iyiler arasında yer alacaktır.
﴾131﴿ Çünkü rabbi ona, “Bana teslim ol” buyurmuş; o da, “Âlemlerin rabbine teslim oldum” demişti.
﴾132﴿ İbrâhim de bu dini oğullarına vasiyet etti, Ya‘kūb da. “Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti; öyleyse yalnız O’na teslim olmuş müminler olarak can verin!” (dediler).
Tefsir
İlk âyette yahudiler, hıristiyanlar ve putperest Araplar’a yönelik bir eleştiri bulunmaktadır. Zira 124. ve onu takip eden âyetlerden anlaşılacağı üzere, “İbrâhim’in inanç sistemi” (millet-i İbrâhim) kısaca, Allah’ın birliğini tanımak, kalben O’na teslim olmak, yalnız O’na kulluk etmek, Beytullah’ı kutsiyetine yakışmayan her türlü maddî ve mânevî kirden temiz tutmak ve orada gerekli ibadet kurallarını uygulamak gibi hükümleri içermektedir. Hz. İbrâhim’in dünyada seçkin kılınması, âhirette iyiler arasında yer alması da böyle bir dinin kendi dönemindeki en büyük temsilcisi olmasından dolayıdır. 132. âyette ifade buyurulduğu üzere o, söz konusu dini kendi çocuklarına ve dolayısıyla sonraki nesillere de vasiyet etmiştir. 132-133. âyetlerde onun torunu ve Hanîf dininin diğer bir temsilcisi olan Hz. Ya‘kub’un da kendi oğullarına aynı vasiyeti tekrar ettiği, tevhid inancından sapmamalarını emrettiği; onların da tevhid geleneğini yaşatacaklarına dair söz verdikleri bildirilmektedir. Bu durum karşısında Hz. Peygamber döneminden itibaren gerek yahudiler ve hıristiyanlar gerekse müşrik Araplar, kendilerini İbrâhim’in soyuyla bağlantılı görmelerine rağmen, İslâm dinini ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul etmemekle, temelde İbrâhimî geleneği, diğer bir deyişle Hanîf dinini de reddetmiş oluyorlardı. Çünkü hem konumuz olan âyetlerde hem de Kur’an-ı Kerîm’in başka birçok yerinde Hz. Muhammed’in getirdiği dinle İbrâhim ve diğer hak peygamberlerin getirdikleri dinlerin aynı ilâhî hakikatleri içerdiği bildirilmekte, hatta bu sûrenin 135. âyetinde müslümanlara, “Biz, Hanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız” demeleri emredilmektedir. Öte yandan 132. âyetin son cümlesinden de anlaşılacağı üzere İbrâhim’le Ya‘kub’un, oğullarına vasiyet ettikleri din de genel anlamda İslâm’dan başkası değildi.
Kur’an-ı Kerîm’de de Hz. Ya‘kub’un, İshak’ın oğlu olduğuna işaret edilir (Hûd 11/71); ayrıca Yûsuf sûresinde (12/4) Yûsuf’un babası olduğu belirtilerek oğlunun kuyuya atılmasından duyduğu derin üzüntüden ve bu olay üzerine gözlerini kaybetmesinden, engin sabrından, kıtlık üzerine oğullarını Mısır’a göndermesinden, Yûsuf’a kavuştuktan sonra gözlerinin açılmasından bahsedilir. Kur’an’da ayrıca onun sâlih kullardan olduğu (Enbiyâ 21/72), Allah’ın kendisine vahiy indirdiği (Bakara 2/136; Âl-i İmrân 3/84), Allah’ın güçlü ve basiretli kulları arasında yer aldığı (Sâd 38/45) bildirilir.
Tevrat’ta, Ya‘kub peygamberin, Tanrı ile güreşip O’nu yendiği için Tanrı’nın ona İsrâil adını verdiği bildirilir (Tekvîn, 32/24-28). İslâmî kaynaklarda da İsrâil kelimesinin Hz. Ya‘kub için kullanıldığı ifade edilmekle birlikte, yahudi kaynaklarında bu kelimenin anlamı konusunda verilen bilgiler İslâm’ın ulûhiyyet ve peygamberlik inancıyla bağdaşmadığı için müslüman bilginler bu hususta farklı açıklamalar getirmişlerdir (genişbilgi için bk. Bakara 2/40).Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 214-216
Allaha teslim olmaktır sünnetullaha secde vahye secde itaat...deneye secde itaat...mürşit vahiydir ancak Nefis sefil eder kılavuz seçme sünnetullah rızayı öğretir...nefis sefilliği zarara uğretır kendine acıyan nefisten yüz çevirir...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.