0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
512
Okunma

beynimin sağ lobu
MR görüntülerinde gri bir sessizlik gibi duruyor,
radyolog başını eğip bir şeyler söylüyor ama
ben ekranın içinden dalga sesi duyuyorum —
rapora yazılmaz böyle şeyler.
şşş… huuş… dım… dım…
sağ hemisferimde
sinapslar gece vardiyasında çalışıyor,
dopamin hafif sarhoş,
serotonin bir banka kuyruğunda bekler gibi huzursuz,
amigdala her gölgeyi büyütüyor
çünkü korku burada erkenden konuşmayı öğrenmiş.
tak… tik… tıkır… dım…
beynimin sağ lobu bir sokak arasıdır,
grafitilerle kaplı duvarlarda yarım kalmış cümleler nefes alır,
mantığın belediyesi uğramaz oraya,
kararlar oy çokluğuyla değil
ani kalp çarpıntılarıyla alınır.
güm… güm… şşş…
korteksimin kıyısında bir çocuk oturur,
ayaklarını zamana değdirip suya taş atar gibi anılar fırlatır,
“büyümek bir yan etkidir” der,
prospektüsünü okumadığımız bir ilacın içinde yaşıyoruz sanki.
pıt… pıt… dım… dım…
EEG çizgileri düzleştiğinde bile
içimde bir şiir kaçak elektrik gibi titrer,
grafikler düzenli görünür ama
ruhum prizden yarım çekilmiş bir fiş gibi kıvılcımlıdır.
zzzzt… tık… zzzzt…
sağ lobumda dil çözülür,
özne yüklemden ayrılır,
zaman kipleri bavulunu toplayıp başka bir hayata gider,
ben geride kalan yankıyla konuşurum sadece.
huu… huu… şaa…
hipokampus eski fotoğrafları saklayan bir çekmecedir,
açıldığında toz değil kalp atışı yayılır odaya,
bir ses anneme benzer,
bir ışık çocukluğuma,
ve hiçbir terapi bunu tam olarak susturamaz.
dım… dım… dım…
bir gece nöronlar ayaklanır içeride,
aksiyon potansiyelleri duvarlara çarpar,
anlamdan kaçan kelimeler koridorlarda koşar,
ben de onların peşinden giderim
çünkü bazen iyileşmek
anlaşılmaktan vazgeçmektir.
tak… tak… şşş…
sağ lobumda aşk klinik bir tanı değildir,
kronik bir durumdur;
remisyonu kısa, nüksü uzun,
her vedadan sonra yeniden aktive olan
inatçı bir semptom gibi geri döner.
güm… güm… güm…
şehir içime serumla veriliyormuş gibi akar,
damar yolundan geçen neon ışıkları,
gece yarısı ambulans sireni kadar uzun bir yalnızlık,
ve ben kendi bilincimin acil servisinde
sıramın gelmesini beklerim sessizce.
vuuuu… vuuuu… dım…
bazen kendime dışarıdan bakarım,
hasta dosyasına düşülmüş kısa bir not gibi hissederim:
“yaşıyor, fakat tam olarak burada değil.”
şşş… tik… şşş…
beynimin sağ lobu
yasadışı bir rüya laboratuvarıdır;
mantık deneyleri başarısız,
duygular kontrol grubundan kaçmış,
gerçeklik ise sadece geçici bir varsayım.
dım… dım… huu…
sabah olduğunda herkes normale döner,
kahveler içilir, perdeler açılır, haberler konuşur,
ben de görünürde dönerim dünyaya
ama içeride bir yer
elektroşok sonrası sessizlik gibi titreşmeye devam eder.
şşş… dım… şşş…
çünkü insan
en çok ölçülemeyen yerinden yaşar
ve benim hayatım
hep sağ taraftan sızar dünyaya —
dım… dım… dım…
huuş… şşş…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.