0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
Bağrımda açılan ağızlar hep bir ağızdan,
Medet umar oldu bak, gökteki her yıldızdan.
Kavrulmuş bir cesedim, farksızım bir enkazdan,
Ruhum çekildi sanki, vazgeçtim her bir hazdan.
Dudaklarım yarılmış, kan yerine toz kusar,
Feryadım sağır eder, dünya dilini kısar.
Üstümden geçen rüzgar, sanki tenimi yakar,
Güneş bir kırbaç gibi, her gün sırtıma basar.
Çatlaklar birer kuyu, dipsiz ve kara delik,
Gövdemde taşlaşmıştır, dertten kalan gündelik.
İçimde fırtınalar, dışım sessiz bir mülk,
Sırtımdaki bu hasret, dağlardan daha büyük.
Karıncalar yol bulur, derin yaralarımda,
Ölümün soğuk nefsi, gezer buralarımda.
Bir dirhem yeşil yoktur, gönül saralarımda,
Mahkum kaldım hayatın, dar aralarında.
Gök sustu, yer küstü de, ben bir başıma kaldım,
Kendi ıssızlığımın, kuyusuna boşaldım.
Her gelen vurdu geçti, ben hep altta ufaldım,
Ecelin şerbetini, kurumuş dille çaldım.
Gürlesin artık felek, parçalansın bu sükut,
Ya rahmet dökülsün ya, beni bu yerde uyut.
Kefenim olsun artık, şu kapkara bir bulut,
Çatlayan bu bedende, ölmez bendeki umut.
5.0
100% (1)