Bir peşin hükmü söküp atmak, atomu parçalamaktan daha zordur. - einstein
Hamdioruc
Hamdioruc

İslamı budamak

Yorum

İslamı budamak

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

48

Okunma

İslamı budamak

İslamı budamak

Hz Ademde budadı İslamı Allahın ilmini ama o ilim sınırsızdır...Kısas var o ilimde hikmet hz Ademe dediki ehven-i şerdir Kabilie kısas uygulama biz de diyoruz ki ehven-i şerdir faizi haram sayma... ehven-i şer diye de Allahın ilmi budandı affeder mi hz Ademi Allah Allahu a’lem...Varlığın imamı Hz Muhammeddir diyoruz Ademdir demiyoruz neden.Habibullah hz Muhammeddir diyoruz ama sunninin algılattığı hz muhammed İmamlığı hakketmiyor...Hamaneyn imamlığı hakkediyor mu şia imam saymış...ABD ile uzlaş Bedirde öldürürsün ebu cehili Şimdi Bedirde misin iki füzenle mi bedirliksin...Bedire Melekler geldi...

Ayetlerden hadislerden İslamı öğren ama İslamı budama...

(NİSA/103)Nesh et bu ayeti...yani yok say...Bu salah cennete yetmez...diyor binlerce ayet ayetlerden İslam öğreneceksen

"hırsızın elini kes"diyor Allah dersen iki dilim baklava çalan çocuğun elini kesersin Allahsızlığa sebeb buYa zani erkeğin nesini...Doğal mantık var Kur’an mantığı var...ayetleri o mantıktan bağımsız tefsir haramdır...yani Kur’anı budamaktır...vahyi Allahı-peygamberi anlayamamaktır yani...İşime geleni alırım pazarlığıdır Allahla…

Tefsir usulünü bilmiyorsan oku...aydınlatıcı kitaplar yazılmış...Kur’anın milyon tefsiri mümkün her mezheb bir farklı tefsir yazdı...şii tefsirleri sunni tefsirleri şarkiyatlar yetmez milyon tefsir bile yetmaz Kur’ana çünkü sınırsız bir ilimden geliyor o onu insan sınırlıyor buduyor..ama o sınırsız hala...Sınırlı ilimden sorumluyuz deme sınırsız ilimden sorumlusun...baklava çalan çocuğun elini kestin o çocuk ananla cima etti sor mezhebinin tefsirine tatmin etmezse seni yeni tefsir ara...

İslamı budamaktır mezhepçilik..."İki dilim baklava çalan çocuğun elini kes diyen Allah Papaz ol der zaniye...Hadım da edilmiş erkekler tarihde bir zamanın bir bölgenin doğrularıdır onlar ancak...Sınırsızdır KUR’AN sınırsız ilimlidir Allah sınır koydun o ilme...Allahın ilmini budamaktır mezhepçilik...Allah diyor...Allahın şeriati diyor iddialarıyla sınırsız ilme sınır koyma...Benim İslamım bu de mezhebimin İslamı anayasası bu de...Ezancı rızacı Rabçı ol her eyleminde halinde duygunda düşüncende "A-Z"yedir çünkü şeriatler bazısı esfeli safilindir...Allah evlenin dedi ama esfel-i safilinlik evliliklere farz deme cami sporu olmuş bir namaz da farz deme...Veyl sebib namazına de...

Veyl bazı alevilerin Ali algısına bazı sünnilerin sunnet algısına...der maun suresi..veyl o tefsire o fıkha o şeriate der maun suresi...tarihde ne şeriatlere maruz kaldı insanlık...epstein de ben yahudiyim diyordu...ama Tur dağına gidenler değil...her şehadetli havz-ı kevserede olamayacak ama hatta şehadetliği mürtedlik notu alacak Allahtan...ona kim şefaat ederki ABD korkusuna İsraile dil uzatamayanlar var...alkışlayanlar var...Veya petrol uğruna NTE uğruna .NTE miz var alkışlanır olduk dünyacılarca...Ezancılar da alkışlar ama ezana harcanırsa...Ezancı ol rabçı ol rızacı ol aman bu asıda Kur’ancı olma...mealci lma...budama Allahın sınırsız ilmine sınırkoyma..vahiyci ol Kur’ancıyım diyenler Allahın ilmini çok budadılar asrımda...

(Maun/4﴿ Vay haline o namaz kılanların ki,
﴾5﴿ Onlar namazlarının özünden uzaktırlar.
﴾6﴿ Onlar halka gösteriş yaparlar.
﴾7﴿ Hayra da engel olurlar.
Tefsir

Yukarıda insanlara karşı insanlık görevini yerine getirmeyenler kınanmıştı; burada ise Allah’a karşı gerçek anlamda kulluk görevlerini yerine getirmeyenler eleştirilmektedir.

Burada namaz kılmalarına rağmen kınananların olumsuz tutumlarına üç örnek sıralanmıştır: a) Namazlarının özünden uzak olmaları, b) İbadetlerinde halka gösteriş yapmaları, c) Hayra engel olmaları. “Namazlarının özünden uzaktırlar” diye çevirdiğimiz cümlede geçen sâhûn kelimesinin sözlük anlamı “unutanlar” olup bu bağlamda, “namazlarını vaktinde kılmayanlar” şeklinde yorumlayanlar bulunmuşsa da Taberî, bizim de meâlde esas aldığımız yorumunda sâhûn kelimesini, “namazı ciddiye almayanlar, başka şeylerle meşgul olmayı namaz kılmaya tercih edenler” şeklinde anlamanın daha isabetli olduğunu, bunun vaktinde kılınmaması veya büsbütün terkedilmesiyle ilgili yorumu da kapsadığını belirtmiştir (XXX, 312). Bir kimsenin namazı ciddiye almamasının, namaz kılıyor görünse bile onun özünden uzak kalmasının önemli bir sebebi, 6. âyette riyâ kavramıyla ifade edilen “halka gösteriş yapma” eğilimidir. Riyâ, özellikle dinî davranışlarla ilgili bir terim olup “bir kimsenin, kendisinde bulunmayan dinî ve ahlâkî bir meziyeti, bir erdemi varmış gibi göstermesi, iyilik yapıyormuş gibi görünmesine rağmen yaptıklarıyla –iyiliğin din ve ahlâktaki karşılığından öte– maddî veya manevî bir çıkar amaçlaması” anlamına gelir. İşte âyette bu tutum eleştirilmektedir.

“Hayır” diye çevirdiğimiz son âyetteki mâûn kelimesini Taberî, “insanın yararına olan her şey” şeklinde tanımlar ve kelimenin “zekât, diğer malî yükümlülükler, insanların kendi aralarında birbirine yararlandırmadıkları nimetler, hak, ödünç, mal” gibi anlamlarla açıklandığına dair görüşler naklettikten sonra kendisi mâûn kelimesinin bu bağlamda insanlara iyilik, hayır, nimetlerin paylaşılması gibi anlamları kuşatan genel bir ifade olduğunu belirtir (XXX, 313-320). Bu sebeple biz de meâlde mâûnu geniş bir kavram olan “hayır” kelimesiyle ifade etmeyi uygun bulduk.

Sûrede dikkati çeken önemli bir nokta şudur: İbadetlerde şekil şartları da vazgeçilmez olmakla birlikte, en az şekil kadar özen gösterilmesi gereken husus, imanla birlikte niyet, ihlâs, huşû, takvâ gibi kavramlarla ifade edilen öz ve içeriktir. Kur’an’a göre ibadetlerde niyet ve ihlâs, tevhid ilkesinin ibadetteki yansımasıdır (meselâ bk. Fâtiha 1/5; Âl-i İmrân 3/64). Bunu Hz. Peygamber, “Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmek” şeklinde belirtmiştir (Buhârî, “Îmân”, 37). İşte 4-6. âyetlerde, “Vay haline o namaz kılanlara ki, onlar namazlarının özünden uzaktırlar; halka gösteriş yaparlar” meâlindeki eleştiriyle verilmek istenen mesaj budur.

Sûrede dikkati çeken diğer önemli bir nokta da Allah’a gönülden ibadet etmekle yardımlaşma ve dayanışmanın dindarlıkta birbirinden ayrılmazlığının vurgulanmış olmasıdır. Buna göre gerçekten dine inanan ve âhiret sorumluluğu taşıyan insan hem Allah’a hem de yaratılmışlara karşı ödevlerinin bilincinde olup bunları tam bir ihlâs ve samimiyetle yerine getiren, kendisi iyilikler yaptığı gibi herkesin de iyilik yapmasına ön ayak olan, yardımlaşma ve dayanışmanın önünü tıkayan değil, aksine gelişip yaygınlaşmasına, bireyselliği aşarak toplumsal ve kurumsal bir yapı kazanmasına katkıda bulunan insandır. İslâm’ın hâkim kılmak istediği gerçek ahlâk ve üstün insanlık işte budur.Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa:697-698

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 
İslamı budamak Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz İslamı budamak şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
İslamı budamak şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL