0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
112
Okunma
~ Deniz kendini kıyıyla kanıtlar; insan, eksikliğiyle ~
“öp” dedi —
ben şehri öptüm.
kırmızı bir ruj izi kaldı
akşamın yanağında.
asfalt, utangaç bir ten gibi
sıcağını sakladı cebinde.
bekleyişlerimin mutlaka
bir kıyısı vardır diye düşündüm —
her deniz, kendini
birine çarparak kanıtlar ya.
sen yüzünü yıkama,
bırak o iz dursun;
yaşamak zaten
ruj kadar kırmızı,
ve biraz da bulaşıcıdır.
tüm bozukluklarımızı
avuç içimde saydım —
iki eksik cesaret,
üç fazla suskunluk,
bir avuç yarım kalmış vedâ.
bunları birleştirsek
yitik bir şehre
tek yön bir bilet eder mi?
emanetçide rehin bavullar içinde
adam boyu hiçlikler var.
etiketlerinde adımız yazılı,
ama kimliksiz.
sana yüz kere söyledim,
benim matematiğim zayıf —
gidişlerin kaçıncı günündeyiz
hesaplayamıyorum.
takvimler hep senden yana,
ben hâlâ eksiğim.
bu gidişle
bir gün mutlaka
kıyıya vuracak cesedimiz.
otopsimiz ilanlara verilecek,
adımız soğuk puntolarla dizilecek
bir kayıp haberinin altına.
teşhis için kim var?
bizi en iyi sokak tanır —
duvarlara yasladığımız sırtımızdan,
kaldırımlara düşürdüğümüz gölgemizden.
siz yine de anamı çağırın;
o tanır beni
yüzümdeki yara izinden,
çocukluğumun kırık yerinden,
rujun altında sakladığım
o eski, ürkek sızıdan.
ve belki o zaman
anlar şehir —
kırmızı sandığı her şeyin
biraz kan,
biraz sevda,
biraz da geri dönmeyiş olduğunu.
~ Hatıra olmak için insanı öpmek gerekir; şehirleri öpmek sadece iz bırakır ~
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.