3
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
234
Okunma

Bu şiirsel anlatı, kadınlığın biyolojik ve tarihsel yükünü mitin diliyle yeniden yazma girişimidir. Tanrıçalar burada bir köken anlatısı değil, bir etik ve hafıza figürüdür. Kül, bedenin ve tarihin yanarak dönüşmesidir; merhamet ise bu dönüşümün talebidir. Yaşamak bir ayinse, bu ayinin payı adil değildir. Bu şiir, eşikte bekletilenlere, adı kutsallıklardan sökülenlere, anne ya da kurban olmadan var olmak isteyenlere yazılmış bir çağrıdır.
yaşamak
ağır bir ayin
bir ucu kadim karanlıkta
bir ucu külde
bir dağ çiçeğiymişim
aceleyle değil
sabırla sulamış
tanrıçalar köklerimi
toprak ana
fısıldamış dünyaya adımı
ben daha tanımazken kendimi
moiralar sarmış yaralarımı
kadın olmak böyle biraz:
doğarken eksik
yaşarken
yerin tüm yüzlerine fazla
beni saflığa çağır hekate
gürültüsüz
iz bırakmayan
kırılgan bir saflığa
ne anne olayım
ne kurban
sadece var olayım
yorgun düştüm
bekletildiğim kapılarda
bir şal gibi
usulca örtün
gölgemi omuzlarıma
gideyim
silin ayak izlerimi eşiklerden
söküp atın adımı
bana ait olmayan kutsallıklardan
yaşamak bir ayinse
ve hâlâ mümkünse
benim payıma merhamet düşsün..
hulyaperest
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.