3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
205
Okunma

Çocukluğumuzdan beriye
En nefret ettiğimiz iş
Sabah erken uyanmaktı
Çocuk vakti çilemiz
Gün ağarmadan tarlada
Olmalıydı Annemiz
Yürüyerek gidecekti uzun yolu
Çapa edilmeyi beklerdi tarlamız
Evin kapısı açık kalamazdı
Çocuklar Tanrı umuduna kalıyordu
Çünkü yoktu bizim ablamız
Bir karabaş köpeğimiz
Bir maviş kedimiz
Bir alabaş mandamız
Ve beş kardeşimiz vardı iki numara arayla
Çocuk aklıyla sahiplenirdik
Hayatta akşamı iple çekerek
Yaşamadık dersem haksızlık olur
Karabaş’tan geriye kalsa birşeyler
Yer, içer, keyfederdik
Güneş bahçeyi döverdi
Horozlar vakitsiz öterdi
Annemizin bir gülümsemesi
Hepimize yeterdi
Hayatımı yazıyorum…
Sabah güneşi gözümüze dolardı
Uyanın sesine uyku bastırırdı
Hadi kalkın denmezse bayram olurdu
Demir leğen altına süt, yoğurt konulurdu
Lavaş ya da tapan ekmek nafakamızdı
Tabaktan ekmek bittiği gün
Tandırdan mis gibi ekmek kokusu yayılırdı
İştahımız kabarırdı
İşin yükü yine Annelerdeydi
Tandır üstünde güğüm dolu su kaynar
Çocuklar yıkanırdı gün batmadan
“Tandır ocak vakti” derlerdi
İkindi vaktine bizim oralarda
Çapadan sonra evde devam ederdi
Temizlik, yemek, ekmek pişirme işleri
Lakin hayatın yükü hep Annedeydi
Sevgisi de, şefkati de, huzuru da Anneydi
Okullu olduğumuzda ilk sevinen o,
Ağladığımızda dert dinleyen o,
Babaya iletip, çare dileyen yine oydu,
Hayatımı yazıyorum…
Gezmediğimiz gün yoktu
Karakoyunlunun bahçelerini
Doğrusu ben ayak uydururdum ötekilere
Onlar mahalle kavgaları yapardı
Ebil’in döneyinde tutuşurdu mahalle çocukları
Katılırdı okullu talebeler
Havada uçuşurdu taşlar sopalar
Ayıplardı tüm babalar
Seyrederdim uzaktan kavgayı
Ufak tefektim ve sevmemiştim
Ne dövmeyi, ne de dövülmeyi
Anlatmayı, anlaşılmayı isterdim
Beşinci sınıftım
Öğretmen ‘dayak yemeyen kalmasın’ diye
Yüzüme iki tokat vurana kadar
Dönüp bakmadım okuldaki yüzlere
Mezun olup gidene kadar
Unutmaya çalıştımsada heder
Anılarda geziyorum
Hayatımı yazıyorum
01.02.2026 Emir Şıktaş
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.