1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
113
Okunma
Deve hacı olmaz
Şehadetle eğit duygularını düşüncelerini hallerini eylemlerini.Oruçla zekatla hacla namazla eğit.Deve hacı olmaz gitmekle MEKKEYE
Namazda kıraat var yani okul namaz.milli eğitim millet için elzem Namaz kabe cami eğiticidir.Oruç hac zekat şehadet eğiticidir
Deve hacı olmaz çünkü duygu düşünce hal eylemler rızacı değilse tevbe gerçekleşmemişse..ibadet yoktur...Şeytanilikten nefiscilikten tevbedir ibadetin özü...ırkçılıktan mezhepçilikten tevbe yoksa mürtedsin…
İki kat silahlıyı yenmekle yükümlüyüz değilse gevşeğiz...Kur’ana göre...Osmanlı gitti padişahlar gitti...Saddam gitti Kaddafi giddi...Sıra Hamaneynde...Şükür pakistanın nükleri var.dünya dur desek durur...silah üretmek teknik ilimler namazdır asıl demeliyiz...oruçtur asıl zekattır asıl şehadettir demiyoruz neden...neshet engel ayetleri...Dünya işi ayrı ahiret işi ayrı mı...İntihardır cihadın silahda onda bir değilsen bir Müslüman on kafiri mağlup etmekle görevlidir çünkü Kur’anda…ayet nesh edilir ama yok edilmez...On kat silahlı düşmanla savaşmaya da teşvik var yok edemezsin ayeti...yok sayamazsın nesh tercih etmemektir...ayet yok sayılamaz...hadis yok sayılamaz sadece nesh edilir tercih edilmez yani...
Enfal/65: Ey peygamber! Müminleri savaşa teşvik et! Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa inkâr edenlerden iki yüz kişiyi yener, sizden yüz kişi olursa bin kişiyi yener; çünkü onlar yaptıklarının bilincinde olmayan bir topluluktur.﴾66﴿ Allah sizde bir zayıflık olduğunu bildi de şu andan itibaren yükünüzü hafifletti. Artık sizden sabırlı yüz kişi olursa Allah’ın izniyle iki yüz kişiyi yener, sizden bin kişi olursa iki bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.
Tefsiri:
Savaşın amacı ne kadar meşrû, hatta kutsal olursa olsun yine de istenmeyen, korkulan, acı ve ıstıraplara sebep olan bir harekettir; bu sebeple savaşanların maddî-mânevî teşvike ihtiyaçları vardır. Peygamberimiz savaşlarda bunu yapmış, Allah’ın gazilere, şehidlere vaad ettiği muhteşem ödülleri hatırlatarak askerlerine şevk vermiştir. Bu sünnet o günden bugüne bütün İslâm ordularında uygulanmış, kumandanlar askeri coşturmak için mehter gibi mûsiki dahil değişik yöntemlere başvurmuşlardır.
Tefsirlerde bire on savaşma yükümlülüğünün bire iki nisbetine indirilmesi konusunda Bedir Savaşı gibi bazı olaylara atıf yapılmış ve 66. âyetin bir öncekini neshettiğinden söz edilmiştir. İbn Abbas’ın bir yorumuna (Buhârî, “Tefsîr”, 8/6) dayanan Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’ye göre (II, 877), Bedir dahil hiçbir zaman sahâbe bire on savaşmamıştır. Bu âyet bir olaya bağlı olmaksızın bir mümine, on düşmana karşı olsa da savaşmasını, bu şart içinde dahi savaştan kaçmamasını farz kılmış, sonra farz olma hükmü kaldırmıştır (savaştan kaçmanın hükmü için bk. 16. âyetin açıklaması). Kurtubî’nin şu açıklaması, İslâm âlimlerinin nesih anlayışları bakımından da ilgi çekicidir: “İbn Abbas’tan gelen rivayet bunun farz olduğunu gösteriyor. Sonra bunun müminlere ağır geldiği sabit olunca farz, bir kişinin iki kişi karşısında sebat etmesi yükümlülüğüne indirildi. Böylece müminlerin yükleri hafifletildi, yüz kişinin iki yüz kişi karşısında kaçmaması farz kılındı. Buna göre, yapılan bir hafifletmedir, nesih değildir ve bu anlayış güzeldir. Maamafih Kadı İbnü’t-Tayyib, ‘Bir hüküm tamamen ortadan kaldırılmasa bile aslında veya niteliklerinde bir değiştirme yapılmasına da nesih denebilir; çünkü bu takdirde ikincisi, birincinin aynı değildir’ demiştir” (VIII, 45). Bize göre bu iki âyet ortaklaşa şunu ifade etmektedir: Gerektiği ve kaçınılmaz hale geldiği zaman bire on bile savaşılabilir; karşı tarafı savaşa iten sebep ve sâiklerle müminlerinki farklı olduğu için bu bilinç farkı gücü ve dayanmayı (sabrı) etkiler, Allah rızâsı için savaşan ve şehid olduğu takdirde kendisini dünyadakinden daha mutlu bir hayatın beklediğine inanan müminlerin gücü on katına çıkar ve Allah’ın izniyle zafer kazanılabilir. Bu iman ve bilinç zayıfladıkça güç de azalır. Ancak müminlerle kâfirlerin, hak yolunda savaşanlarla ona karşı savaşanların, maddî güce eklenen mânevî güçleri bire ikiden aşağı düşmez. Müminler güç dengesi hesabını yaparken terazinin kefesine bu moral güç farkını da koymalıdırlar.Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 707-708
200 yıldır yapılan savaşlar sömürü içindir.İran petrolünü çıkarmasaydı konu olmazdı.Doğu Akdenizde gaz var.savaş var.Nükler yasak bölge ülkelerine hırsıza nükler helal ama ev sahbine haram...Nüklerin caiz olduğu noktadır dur değilse nükler kullanıyorum …"Kuruyacaksa ebu lehebin eli kuruyacak değilse nüklerim var ...denilmelidir...On kat güçlü hırsızla savaşı göze almak farzdır...ayet nesh olur ama yok sayılamaz...hadis de fetvalar da nesh edilir ama yok sayılamaz...yeri gelince nesh edilen ayet tekrar yürürlüğe getirilir...On katınla savaşmak da farzdır ama on katı aşıyorsa cihad haramdır anlaşmayı seçmelisin hicreti seçmelisin...neden şirk için silah üretilirken tevhid için silah üretmedin...çok şehit versen de savaş farzdır uzlaşıyı seçemezsin...Kur’ana göre...ama Gazzelinin savaşı intihardı pakistanla biz Olmaları halinde savaşmayı seçebilirler hicreti seçmeliydi Gazzeli...Şükür Pakistan var...dünya bütünleşse savaşı seçmek farz bize...Vahiy belli...sabırsızsın gevşeksin korkaksın kur’ana göre...savaşı seçmen farz yani...
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.