8
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
182
Okunma

Eksik Bir Mevsimin Melankolisi
Göğün gri hırkası omuzlarımda,
Yürüyorum toprağın ıslak kirpiklerinde.
Doğa, kendi içine kapanmış bir mektup gibi,
Mührü rüzgârla sökülmüş,
Satırları yağmurla silinmiş,
Dağların alnında biriken o sis puslu duman,
Seni sakladığım kuytu bir orman sanki.
Ağaçlar sırtını dönmüş Güneşe,
Yapraklar, vedayı bilen en sessiz nefer;
Sessizce bırakıyorlar kendilerini,
Benim sana bırakamadığım bu ağır boşluğa.
Sevda dediğin,
Bir uçurum kenarında açan çiğdem,
Rengi uçuk, kokusu unutulmuş.
Tabiatın kalbinde atan o mağrur nazı,
Bazen bir ırmağın yatağını şaşırması,
Bazen bir kuşun kanadındaki gölge,
İçindeki ince bir sızı...
Seni düşünmek;
Kurumuş bir kuyuya bakmak gibi derinden,
Yosun tutmuş taşlara fısıldamak adını.
Bu akşam, Gökyüzü
Kırılmış bir ayna gibi parçalı ve soğuk.
Her parçasında yansıyan yüzün,
Her yüzünde bitmeyen bir sonbahar.
Ne rüzgâr dindiriyor içimdeki uğultuyu,
Ne de toprak kabul ediyor bu ağır sevdayı.
Biz, mevsimlerin arasında unutulmuş,
Hiç gelmeyecek bir baharın,
Hiç dinmeyecek yağmurlarıyız.
Doğa susuyor şimdi,
Benim yerime, senin yerine;
Yalnızlığın kadim diliyle.
Erdinç Sert
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.