1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
59
Okunma

Sen doğunun sabahı
Ben Anadolu’da gece yarısı..
Birbirine düşmeyen iki vaktin
Aynı güneşten kopma yanılgısı..
Sen büyüyememiş bir sabah gibi
Henüz uyanmamış bir şehrin saçlarında
Ben geceyi göğsünde uyutmuş
Kayarken gözlerine çarpan bir yıldız sızısı..
Biz,iki kıtanın ellerini uzatıp
Hiçbir zaman kavuşamadığı
Eski bir harita gibiyiz sevgilim..
Araya giren deniz değil kaderin örgüsü..
Ben başkentin griliğinde unutulmuş
Gözlerinde sabır değil, suskunluk büyütmüş
Fırtına koparanım..
İçim göğü yırtan çığlıklarla dolu
Dışım ise suskun bir anneliğin kabuğunda
Kendi renginden vazgeçmiş bir kelebek
Kanatları uçmak için değil
Sende titremek arzusu..
Sen ,Antep’in sıcak akşamlarında
Tarçın kokulu kadife şiirler savuran
Mezopotamya’nın taş belleğini
Cebinde taşıyan adam..
Ama ellerin
Ellerin, bir kelebeği tutacak kadar narin mi?
Her şiirinde çizsen de kelebeğin uçuşunu
Bana değil, kendi acına ağlar kelimelerin..
Metafor olamadım dizelerinde
Oysa sendim ben, anlayamadın mı?
Ben seni sevmeyi,
Bir saksı sardunyasına su verir gibi öğrendim
Bazen fazla geldim bazen unutuldum
Ama kurumana hiç izin vermedim..
Sen, bendeki en eski kıyafet gibi
Yıpranmış ama atılamamış bir hırkasın
Her giydiğimde, omuzumdan kalbime kadar
Bir şeyleri sızlatan..
Sen, sabahın ortasında başlayıp
Öğleye varamayan yarım kalan kahvaltım
Çayım soğuk, zeytinler yalnız..
Sen, çocukken pastalardaki mumlara
Fısıldadığım dileğim..
Benim çocuklarım var sözlerimde saklanan
Senin ise suskunluğun,
Bir çocuğun yitirdiği ilk oyuncağa benzeyen..
Gözlerime bakıp hiçbir şey söylemeden
Bir ömür söyledin aslında sen..
Karşımdayken suretin
Camın ardındaki yağmura dokunmak gibi
Yakınsın, ıslaksın ama elimde değilsin..
Rüzgarla sürüklenen iki kırık dökük yapraktık
Kök tutamasak da birbirimize değdik
Ve yaralarımızdan tanıdık bizi..
Seni severken,
Annemin dikiş kutusundaki iğneleri yuttum
Göğsümün içinde delik deşik oldum
Ama dışım çiçekli bir elbise gibi gülümsedi hep
Bir çatlaktan sızan ışık gibi
Hiçbir odaya tam ait olamadım
Fakat seni sevdim..
Kendi içimde bir oda ayırarak
Sana küçük resimler çizerek
Karaladığım alışveriş listelerinde
Adını hep EKMEK diye yazarak
Ve sevdim seni
Tavşan kanı çay gibi bir yudumda içilip
Bir ömre damlayan kırılganlıkla
Göz altlarımda biriken sabırla
Fırtınayı durduramasa da kelebek
Sana dediğim anlarda kendime yabancılaşarak
Ve adını
Mezopotamya topraklarında yankılanan
İlk şiir gibi içimde taşıyarak
Yutulmuş kahkahalar gibi
Hiç söylenmemiş cümleleri içimden geçirerek
Bir otobüs camında adı silinmiş bir durağı
Aramak gibi sevdim seni..
Ne zaman adını ansam
Uçuruma yaslanır kelimelerim..
Ve sen,
Uzak bir kentin hiç dinmeyen kalp ağrısı
Ve omzuma düşen her yük
Bir çocuğun uykusunu taşır..
Ki Ben hiç büyümemiş bir kadınım
Senin gözünde.
Benim yollarım çocuk seslerinde boğulurken
Sen hala gecenin bir yerinde gönderilmemiş bir şiirsin..
Yine de gülümseyişin
Mantığın haritasını yakar içimde
Ve gönüllü kaybolurum gözlerinde..
Benim yaşanmışlıklarım
Senin hayal defterine yük,
Benim zamanımı tanımaz takvimin
Ama her gece aynı saatte özleriz birbirimizi..
İşte sevgili
Vizesiz gülüşümüzle sürgün edildik
Aşk mı bu?
Belki de sadece
Birbirimize benzeyen iki aynanın sonsuz yansımasıydık
Ve ne zaman gitsek ,baş harflerimizde
Saklı kaldık
Ve ayrılık bıçak gibi değil
Paslı bir makas gibi kesti bizi
Biz aynı şiirin iki yanlışı gibiydik
Sen kafiyeyi bozdun ben sayfayı yırttım..
Ve aynı yangının iki ucundan yanan kibrit gibiyiz
Zamanla değil birbirimizle tükeniyoruz
Biz ne zaman yarın desek
Dün bastırıyor, bugün kanıyor
Ben senden giderken
İçimde biri seni sımsıkı sarıyor...
5.0
100% (1)